Macit Karaahmetoğlu’nun hikâyesi: Rize’den Federal Meclis’e uzanan göç yolculuğu
Türkiye ile Almanya arasındaki İşgücü Anlaşması’nın 65. yılı yaklaşırken SPD Federal Meclis Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, kendi ailesinin göç yolculuğundan yola çıkarak ilk kuşağın emeğine ve sonraki nesillerin Almanya’daki yerine dikkat çekti.
30 Ekim 1961’de imzalanan anlaşmanın yıldönümü dolayısıyla açıklama yapan Karaahmetoğlu, Almanya’ya çalışmak için gelen insanların “misafir işçi” olarak anılmasına itiraz etti. “Oysa onlar misafir değildi; bu ülkenin emektarlarıydı” diyen milletvekili, ilk kuşağın fabrikalarda çalıştığını, ülkenin ekonomik gelişimine katkı sunduğunu ve aileleriyle birlikte Almanya’da yeni bir hayat kurduğunu belirtti.
11 yaşında Almanya’ya geldi
Rize’de doğan Karaahmetoğlu, annesi ve babasının çocuklarına daha iyi bir gelecek sağlamak için Almanya’ya gittiğini anlattı. Kendisi bir süre kardeşleriyle Türkiye’de kaldı; 1979 yılında, 11 yaşındayken Almanya’ya geldi ve Hemmingen’de okula başladı. Yeni bir dil ve eğitim sistemiyle karşılaşan Karaahmetoğlu, daha sonra lise eğitimini tamamladı, hukuk okudu ve avukat oldu. Bugün Almanya Federal Meclisi’nde milletvekili olarak görev yapıyor.
Karaahmetoğlu, kendi öyküsünün yüz binlerce ailenin hikâyesini yansıttığını belirterek, anne ve babasının fedakârlıkları olmasaydı bugün bulunduğu noktaya gelemeyeceğini ifade etti.
“Emeği hatırlamak yetmez, eşitlik sağlanmalı”
Milletvekili, Türkiye kökenli insanların Almanya’nın sağlık, eğitim, bilim, ekonomi, sanat, spor ve siyaset alanlarında önemli roller üstlendiğini vurguladı. Buna rağmen insanların isimleri veya kökenleri nedeniyle ayrımcılıkla karşılaşmasını kabul edilemez olarak nitelendirdi.
Karaahmetoğlu’na göre ilk kuşağın emeğine saygı, yalnızca yıldönümlerinde teşekkür etmekle sınırlı kalmamalı; sonraki nesillerin eşit fırsatlara, eşit haklara sahip olduğu ve ayrımcılıktan uzak yaşayabildiği bir toplumla gösterilmeli.
“Almanya bizim de ülkemiz. Bu ülkenin geçmişinde emeğimiz, bugününde varlığımız, geleceğinde söz hakkımız var” sözleriyle açıklamasını tamamlayan Karaahmetoğlu, göç tarihinin Almanya’nın ortak hikâyesinin bir parçası olduğunu vurguladı.

