Almanya’nın geleceğini sığ politik hesaplara kurban etmek!


Bu makale 17 Mart 2011, Persembe 15:34:10 eklenmiştir.
Şefik KANTAR

“İslam Almanya’ya ait değildir.”  Bu sözler, Almanya’nın çiçeği burnunda İçişleri Bakanı Hans-Peter Friedrich’e ait. Zaten Almanya’da 4.5 milyon müslüman yaşamıyor, 2 bin 600 cami ve mescid bulunmuyor! Almanya’da 4.5 milyon müslüman yaşasada, onları ülkeye entegre etmek için kalplerini kazanmaya da gerek yok! Bunun için “buyurgan” açıklama ve politikalar yeterli! Hıristiyan Sosyal Birlik Partili (CSU) yeni İçişleri Bakanının bu sözleri sizce bilgisizlikten mi, tecrübesizlikten mi, başını kuma gömmek mi yoksa sığ politik hesapların sözcüklerde yankı bulması mı? Bakan, İslam’ın artık Almanya’nın bir parçası haline geldiği gerçeğini de kabul etmiş değil. Dikkat buyrun, pratikte entegrasyonun gerçekleşmesinden sorumlu bakan konumundaki bakana göre entegrasyonun iki önemli şartından biri de neymiş: Hıristiyan-Batı kökenleri hakkında net bir bilinç sahibi olmak!

 

Üstelik söz konusu bakan, Almanya İslam Konferansı’nın (AİK) ev sahipliğini yaparak, İslam’ın ve müslümanların Almanya’ya kurumsal entegrasyonu için çalışmalar yürütecek! Bilindiği gibi İçişleri Bakanı denek, bir ülkede başta anayasa olmak üzere tüm temel yasaların korunması ve uygulanmasından sorumlu bakan demek. Oysa Almanya’nın yeni İçişeri Bakanı, söz konusu söz ve tavrıylarıyla, Almanya ayasasının, “Alman devleti tüm dinlere eşit mesafededir”, “Herkes din ve vicdan özgürlüğüne sahiptir”, “İnsan onuru dokunulmazdır” hükümlerine aykırı hareket etmiş olmuyor mu? 

 

Ama hakkını da yemeyelim. Entegrasyonun iki şartını, “4 milyon müslümanın yaşadığı Almanya’nın sosyal gerçekliği hakkında bilgi sahibi olmak ve bu ülkenin kültürünün Hıristiyan-Batı kökenleri hakkında net bir bilinç” şeklinde açıklayan Bakan müslüman vatandaşlarla olan diyaloğu bu bağlamda yürütmek istiyormuş! Müslümanlara eşitlikçi bakışını ne kadar da güzel ortaya koyuyor değil mi? Hayatın her alanında ayrımcılıktan şikayet edilen Almanya’da, ayrımcılıkla en başta mücadele etmesi gerekenler, en büyük ayrımcılığı yaparak, toplumu siz-biz, Hıristiyan-Müslüman, ev sahibi-misafir, birinci sınıf vatandaş-ikinci sınıf vatandaş diye ikiye ayrıştırarak toplumsal barışı tehkikeye sokmuş olmuyor mu? Peki ya, bakanlıkla ilgili değil, doktora teziyle ilgili yanlışı tespit edilenler istifaya zorlanırken, Almanya’da toplumsal barışı, Almanya’nın geleceğini tehlikeye atmanın bir bedeli yok mu?     

 

Kendisi doktora yapmış bir kişi olan bakanın bütün bunları bilgisizlikten söylemiş olmasına doğrusu ihtimal veremiyoruz. Yukarıda saydığımız günümüz gerçeklerinin yanı sıra, örneğin Orta Çağ’da, Avrupa’da kadın, içine şeytan girdi, şeytanlaştı diye diri diri yakılırken, İslam dünyasının tıp, matematik, astronomide ne derece ilerde olduğunu, İtalya’da başlayan Avrupa’daki rönesans, reform ve aydınlanmanın, İtalya’nın İslam ülkeleriyle başta denizcilik olmak üzere yakın ilişkileri üzerinden oluşan etkilenmelerle yaşandığını, el değirmeni, pusula, barut ve dürbün gibi o günün teknolojilerinin Haçlı Seferleri yoluyla İslam ülkelerinden Avrupa’ya getirildiğini sayın bakan bilmiyor mu? Peki ya İspanya’daki Endülüs İslam medeniyetini, Viyana kapılarına defalarca dayanan Osmanlı’dan öğrenilen kahve, sigara ve kahvehane kültürünü?

 

Tekrar günümüze dönersek, bugün Almanya’da 1 milyona yakın müslüman öğrenci, bilimden politikaya hayatın her alanında yüz binlerce müslüman kalifiye çalışan var. Üstelik Almanya’da göçmenlerin önemi gelecekte bugünkünden çok daha büyük olacak. Bugün, Köln, Frankfurt, Stuttgart, Hamburg, Berlin gibi ketlerde 18 yaşından küçüklerin yaklaşık yüzde 50’si göçmen kökenli, bunların çoğu müslüman. Bunlar Almanya’nın geleceği. Kalifiye eleman sıkıntısı çekmeye başlayan ve iş dünyasının yıllık 500 bin kişilik göç alınmasını istediği Almanya elindeki göçmenlerden vazgeçebilir mi? Elbette vaz geçemez. Ancak, maalesef kalifiye göçmenler bile, sayın Bakan gibi zatların söz ve tavırları yüzünden inciniyor, Almanya’yı vatan hissedemiyor. Birileri, günlük sığ politik hesaplar, bir kaç fazla oy uğruna Almanya’nın geleceğini kurban ediyor. Kalp ve gönüller kazanılmadan, buyurgan bir tavırla uyumun gerçekleşeceğini zannedenlere ancak acı acı gülünür.      

 

Şefik KANTAR

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Magazinavrupa.com
© Copyright 2013 Magazinavrupa.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haberler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Almanya haberleri