Müslüman göçmen aileler için aile eğitimi


Bu makale 2018-07-11 16:43:04 eklenmiştir.
YAZI-YORUM - Ali KILIÇARSLAN

Almanya’da göç(menlik)ten sonra başlayan süreçte sadece Alman eğitim sistemi hariç hemen hemen her alanda değişim yaşanıyor.

Alman eğitim sistemini değiştirmek için bugün başlatılan bir girişimin, en az 20 yıl sonra bile hedefine ulaşabilmesi adeta imkansız. Yaklaşık yarım asırdır sürekli gündeme getirilmesine rağmen, bu konuda hiçbir ilerleme sağlanamaması bunun delili. Hamburg’da, 2010 yılında yapılan halk oylamasında „Okul Reformu“nun kabul edilmemesinin ana sebebi de böyle bir değişime henüz hazır olunmaması...

Öyleyse çare ne? Çare, aileleri, eğitim hayatında çocuklarına destek olabilecek duruma ve konuma getirmek. İşte bu gaye ile BFmF-Müslüman Akademisi, „Eğitim Köprüsü Kurmak– Müslüman Göçmen Aileler İçin Aile Eğitimi“ adı altında eğitim seminerleri düzenliyor. Seminerlerde, göç bağlamında aile eğitimi konseptinin içeriği, organisazyonu ve didaktiği üzerinde duruluyor ve ayrıca, çocukların öğrenme başarılarını artırmak için eğitim becerilerini/yetkinliklerini güçlendirecek modüller tanıtılıyor.

Son eğitim seminerinde, Göç Araştırmacısı ve Eğitim Bilimci, Duisburg/Essen Üniversitesi Eski Rektörü Prof. Dr. Ursula Boos-Nünning, „Birlikte Büyümek: Erken Çocukluk ve Okul Eğitiminde Kültürlerarasılık“ başlıklı bir sunum yaptı. Almanya’daki eğitim(sizlik) sorunumuzun çözümüne ışık tutan sunumu özetleyerek aktarıyorum.

 

EĞİTİM KURUMLARI ARTIK ÇOK ETNİKLİ

Mikrozensus’un sayımına göre Almanya’daki göç(men) kökenli insanların oranı 2016’da yüzde 22,5’e yükseldi (2005: yüzde 10,9). Kırsal bölgelere göre kentlerde ve doğu eyaletlerine göre batı eyaletlerinde daha fazla göçmen var ve göçmenler daha genç. Batı eyaletlerindeki kentlerde göç(men) kökenli gençlerin oranı yaklaşık yüzde 40 ve okul çağındaki çocukların oranı yüzde 50’ye yaklaştı, hatta bazı kentlerde ise bu oran yüzde 70 sınırına ulaştı. Kısaca; batı eyaletlerindeki kentler, kuşkusuz bazı kırsal kesimler ve böylece Alman okulları da çok etnikli oldular.

Göç dikkate alındığında Alman eğitim sisteminin üç görevle karşı karşıya olduğu görülür.

Birincisi; 1955'ten beri göç etmiş olan göçmenlerin çocuklarının ve torunlarının katılımlarını sağlamak ve ilgilerini artırmak,

İkincisi; aileleri AB serbest dolaşımı çerçesinde göç eden çocuklar ve gençler,

Üçüncüsü; insani veya anayasal nedenlerle ikamet haklarına sahip refakatsiz mülteci çocukların kabulü...

 

SORUNA KISA BİR BAKIŞ

İlk olarak, göçmen kökenli çocuk ve gençlerin eğitim başarıları - kısmen ve her şeyden önce gruba özgü gelişmelere rağmen - hâlâ yerli Alman çocuklarından daha kötüdür. Bununla birlikte, çok sayıda araştırmanın kanıtladığı gibi, göçmen ailelerin yüksek eğitim talepleri, çocuklarının eğitim başarılarına yansımıyor ve göçmen grupları kendi arasında homojen değil, yani büyük farklılıklar var. Ayrıca çocuklarının eğitimdeki başarısı iyileşen ve kötüleşen göçmenlerden bahsedebiliriz.

İkinci olarak, ailelerin desteği/katılımı olmadan (göçmen kökenli ve olmayan), çocukların eğitim durumlarında bir iyileşme sağlanması hemen hemen mümkün değildir. Bunun nedeni, eğitim sisteminin, çocukların okula başlamadan önce ve okul eğitimi süresince ailelerin desteklerini ön görmesidir. Ailelerin bir kısmı bu gereklilikleri karşılayamıyorlar. Özellikle göç geçmişi olan ve alt sosyal kesimden aileler, destek almadan bunu başaracak durumda değiller.

Üçüncüsü, göçmen kökenli ailelerin eğitimi için özel bir konsepte ihtiyaç duyulmaktadır.

Şehirlerin belirli semtlerindeki yoğun göçmen nüfusunun hayat şartları da dikkate alınmalıdır: Yerli Alman çevresiyle iletişimin azlığı, Alman danışma merkezlerinin hizmetlerine erişimin yetersizliği, fakat aynı zamanda göçmen kuruluşların etnik topluluklar olarak henüz kendi destek sistemlerini kurma aşamasında bulunmaları ve geniş bir aile ağına sahip olmaları gibi. Ayrıca, çocuk ve genç kesimin bir bölümünde ailecilik (Familialismus) olarak tanımlanan çok sıkı bir aile bağı var.

 

GÖÇMEN AİLELERE BİR BAKIŞ

Eğitim alanında ne kadar katkı sağlıyorlar veya sağlıyamıyorlar? Göçmen kökenli aileler, eğitim ve meslek eğitimi konusunda oldukça motive olmuş durumdalar. Bu, tüm göçmen aileler için geçerli. Göçmen ailelerin eğitiminde başarı beklentileri önemli bir rol oynuyor. Bu beklentiyi okuldaki eğitim başarısı ve bir meslek eğitimi diploması şeklinde özetleyebiliriz. Aileler kız çocuklarının da iyi bir okul ve meslek eğitimi yapmalarını arzu ediyorlar.

 

Göçmen ailelerin çok yüksek eğitim beklentileri, çoğu durumlarda, hem okul türü seçimine hem de okul diplomalarına yansımıyor.

Göçmen aileler, eğitim ihtiyaçlarını okul başarılarına dönüştürecek araç ve gereçlere sahip değiller.

Alman okul sistemi çok şey talep ediyor. Okul sisteminde öğrencilerin başarılı olabilmeleri için beklenen yardım ve desteğin seviyesi, Almanya'da diğer ülkelere göre çok daha yüksek. Ailelerin talep ettiği başarılar ise eğitim sistemi ile ilintili.

 

DEĞİŞİM İMKANLARI

Değişim konusunda dört yaklaşım göze çarpmaktadır.

1- Eğitim kurumlarının yapısının ve çevre şartlarının iyileştirilmesi,

2- Eğitim kurumları ile göçmen kökenli velilerin birlikte çalışma imkanlarının oluşturulması,

3- Velilerin eğitim ve öğretim yetkinliklerinin güçlendirilmesi,

4- Eğitim kurumlarının kültürlerarası açılımı…

 

- Burada önemli olan, Alman eğitim sisteminde fırsat eşitsizliğine neden olan yapısal faktörlerin değiştirilmesi ve göçmen kökenlilerin yoğun olduğu eğitim kurumlarında çevre şartlarının iyileştirilmesidir.

- Kendilerinin ve çocuklarının ciddiye alındıklarını ve kabul gördüklerini hissettikleri zaman, göçmen kökenli velilere ulaşılabilir. Bunun için de uygun iletişim yollarının aranması ve bulunması gerekir. Pek çok veli için en uygun olan yol, göçmen örgütleri aracı yapılarak kendilerine özgü etnik ağların kullanılmasıdır.

- Çocuğum nasıl iki dilli yetişebilir? Uzun süre internet kullanımı eğitim için zararlı mıdır? Hangi anaokulu, hangi okul en doğru olandır? Çocuğumu, meslek hayatında başarılı olabilmesi için en uygun nasıl yetiştirebilirim? Çocuğumun okulda haksızlığa uğramasını nasıl engelleyebilirim?

Göçmen kökenli veliler, çocuklarının eğitimleri ile ilgili benzer bir yığın sorun ve sorular karşısında kendi durumlarını netleştirebilmek için oryantasyona ihtiyaç duymaktadırlar. Tabii birçok diğer alanda da velilerin eğitim ve öğrenim becerilerinin güçlendirilmesi gerekir. Çocukların okul öncesi eğitimleri de buna dahildir. Özellikle de terbiye metotları, okul öncesi dönemde zihinsel gelişim, kültür sınırlarının ve alanların anlaşılması, medyanın doğru kullanılması, doğru dil kullanımı gibi bir çok alanda velilerin eğitim sistemi içerisinde eşit bir konuma gelebilmek için güçlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Eğitim sadece aile çevresinde gerçekleşmez. Eğitim sadece evde başlamıyor ve velilerin pek çok alanda desteklenmesi ve yetkinliklerinin artırılması gerekiyor. Özellikle bunun için velilerin aile eğitimi kapsamında yeni öğrenim süreçlerine ve terbiye alışkanlıklarını gözden geçirmelerine ihtiyaçları vardır.

- Bugünkü eğitim kurumları, kültürlerarası açılımı istedikleri, gerçekleştirebildikleri ve böylece kültürel çoğulculuğu ugulayabildikleri zaman, kültürel çeşitliliğe sahip öğrencilere karşı adil olabilirler. Mevcut yaklaşımlar, göçmenlerin ve çocuklarının eğitim ihtiyaçlarına uygun bir sistemin oluşmasından etkilenmelidir. Aile dilinin korunması, iki kültürlü veya çoklu kimliklerin oluşmasına izin vermesi buna dahildir.

 

Eğitim kurumlarında kültürlerarasılık, iki açıdan perspektif değişikliği izliyor:

Birincisi; göçmen kökenli öğrencilerin özel yeteneklerinin ve eğilimlerinin birikim/kaynak olarak anlaşılmaları, değerlendirilmeleri ve kabul edilmeleri halinde, içinde yaşadıkları Alman toplumunu zenginleştireceklerinden yola çıkılmalıdır.

İkincisi; günümüzde artık tek dilli mono-kültürel bir Alman toplumunun olmayacağı gerçeğini kabullenmek ve bu yapıya sahip Alman öğrencilerle sürekli karşılaştırmaktan vazgeçmek gerekir. Çünkü bu anlayış, göçmen çocukların neye sahip olduğu değil, neye sahip olmadığını arayan bir yaklaşıma dönüşmektedir. Halbuki çok kültürlülük; mevcut birikimleri/imkanları, eğitimcilerin tavırlarını, eğitim ve terbiye işbirliklerini dikkate almayı öngörür.

Bu bağlamda eğitimci personel seçilirken, kültürlerarası yetkinliğin ve pedagojik ilkelerin dikkate alınması ve göçmen kökenli velilerin mevcut sisteme dahil edilmeleri çok önemlidir.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Magazinavrupa.com
© Copyright 2013 Magazinavrupa.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haberler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Almanya haberleri