BEN ve SEN ve SEN!


Bu makale 2017-12-12 00:56:10 eklenmiştir.
Mahmut Aşkar

Ben bunu çerçiden almadım; kırdan bayırdan da toplamadım. Ben, bugünden sabaha bugünkü ben olmadım. Buğday bile kışın soğuğunda donmadan, yazın sıcağında kavrulmadan buğday olmuyor!... Adı buğday olsa da, taneleri boş olur. Ben, kar, tipi, boranlı nice kışlar yaşadım; nefeslerin donduğu nice ayaz geceleri sabahladım... Ve umutla, sabırla baharı yakaladım; tomurcuklanıp çiçeklendim. Hamlıktan kurtulmak için sayısını bilmediğim nice kavurucu yazlar, yakıcı mevsimlerden geçerek geldim ben bugünlere...

Pazardan aldığın, bir mevsimde yetişen maydonozun bile bir piyasa değeri vardır. Sen, benim nice mevsimlerden geçip gelen dualanmış bilgime, bir ömrü uğruna feda ettiğim ilmime bir demet maydanoz kadar bile değer biçemiyorsan.., senin derinliğin de, ağırlığın da, ancak bir demet maydonaz kadardır! Sen dünyaya insan olarak geldin ama maydanoz olarak gideceksin.

Zamanında biriniz Karl Marks adına diğeriniz de Hz. Muhammed adına yola koyulurken, hakkı gaspedilenlerin haklarını iade edecek, emekçilerin hakkını alnının teri kurumadan verecektiniz... En azından vaadiniz böyleydi. Şimdi bakıyorum da; bir başka âlemde Cennet’e inanan birinizle, bu dünyadan başka âleme ve onun cennetine de inanmayan biriniz, “huriler”inizle birlikte “cennet”lerinize daha buradayken yerleşmişsiniz. Galiba öte’ye gitmeye niyetiniz de yok... Paranın kokusunu aldıktan sonra, kalmadı birbirinizden farkınız.

Oynayan ve oynatanların, hoppa ve zıppırların, düşünen ve düşündürenlerden daha değer gördüğü toplumların iki yakası bir araya gelmez; senin ve senin ki de gelmez! Bilek gücünün hakkı verilmeli; beyin gücünün de!.. Âlimi anlamayanın âlemi anlamasını ne senden, ne de senden beklerim.

Senden, “âlimin kaleminden akan mürekkeb”in takdir hakkını istemiyorum; sen onu zaten veremezsin! Sen, okumuş olan sen; malûmat yığını, “kitap yüklü eşek” sen... ve kendine göre dini bütün olan sen... Sen ve sen, “kaleme yemin”i idrak edemezsiniz! Sadece mürekkep bedelini verin, yeter!...

Bu bilginin sermayesinde; çarıklı babamın toprak gibi yarık yarık ellerinin emeği, baba şefkati, sabah akşam elleri duadaki anamın duasıyla dualanmışlık; ana merhameti var. Takdir edersin ki, ana-baba hakkından başka bir de, gören gözlerimin, yazan ellerimin, düşünen, mûhakeme eden, üreten beynimin, fikir sancılarıyla kıvrandığım gecelerin de hakkı var.

Kendimin yarı aç ve yarı çıplak kaldığı günlerde bile, fikirlerimi doyurdum, onlara en layık libasları giydirdim. Dışlandım, hor ve hakir görüldüm, ölümle tehdit edildim ama düşüncelerimi korudum, kolladım, çağdaşlarından geri bırakmadım. Fikirlerimin öldürülmesinden korktuğum kadar, ölmekten korkmadım!.. Göz nurumu gaz lambasının cılız ışığına katarak düşüncelerimi alaca karanlıkta bırakmadım; aydınlattım!

Dünyalıklarıyla hemhâl olmuş, sen ve sen; sizin gönlünüz lekeli, fikirleriniz gölgelidir. Sizin gibi dünden kalan sürüyle hak-hukuk savunucuları biliriz biz. Sizden ne o evsafta hakkı takdir edecek feraset ve ne de merhamet bekliyorum. Gaz lambasının hakkını verin yeter!

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Magazinavrupa.com
© Copyright 2013 Magazinavrupa.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haberler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Almanya haberleri