AVRUPA TÜRK TOPLUMUNUN TEMEL MESELELERİ - Durum Tespiti -


Bu makale 2017-03-17 04:49:57 eklenmiştir.
ANALİZ - Sahra Şahin

AVRUPA TÜRK TOPLUMUNUN TEMEL MESELELERİ

-          Durum Tespiti -

Avrupa’da yaşayan 20 milyon üzerinde ve 6 milyon civarı Türk nüfusunun oluşturduğu Avrupa Türk ve Müslüman Toplumlarının pek çok sorunu var; kimlik, aidiyet, kültürlenme, anadilini öğrenme ve koruma, eğitim, meslek edinme, iş bulma, dışlanma, İslam düşmanlığı, etkili basın, kurumsal yapılanma vs.

Bu meselelerin tam olarak tespiti, çözüm yolları, çözüm merkezleri ve muhataplarının kimler ve nasıl olacağı konusunda derli toplu oluşmuş bir sonuç henüz yok. Meseleler problem haline gelmeden tartışabilecek, araştırabilecek, değerlendirebilecek merkezler ve kadrolardan yoksunuz. Sorunlar oluştuğunda farklı kesimler tarafından dağınık ve eksik olarak ele alınıyor. Sonuçta, konular çoğunlukla belirli bir sonuca ulaştırılmadan, hatta daha da karmaşık hale gelmiş şekilde ortada kalıyor ve yeni sorunların ortaya çıkması ile ya çözümsüz bir şekilde rafa kaldırılıyor, ya da konjonktürel geçici çözümler ile durum idare ediliyor. Ancak, sorun varsa onu yok saymak ya da üstünü örtmek ile ya da ondan kaçmak ile mesele halledilmiş olmuyor. Çözülmemiş sorunlar demlenerek nasır bağlıyor, zamanla kangrene dönüşerek bünyeyi yemeye başlıyor. Bir müddet sonra bu hali ile aynı konular tekrar daha da büyümüş şekilde Türk ve Müslüman Toplumun karşısına çıkıyor ve çoğunlukla da hazırlıksız yakalıyor onları.

Bu durum, Avrupa Türk Toplumun en temel meselesini ortaya koymaktadır. O da meselelerin tespiti, sorunsallaşması, sorunların taraflar tarafında algılanışı, kabulü ve değerlendirmeye alınması, çözümünün nasıl, nerede ve kimler tarafından olacağı konusudur. Bu sorunların çözüm iradesi, muhatabı ve merkezi kimlerdir? Bu meselelerde en önemli aktör kim olmalıdır? Avrupa devletleri mi, Türkiye mi yoksa Avrupa Türk Toplumunun bizzat kendisi mi?  Bu konularda pek çok tartışma yürütülmektedir. Bir kısım görüşlere göre sorunların çözüm merkezi, içinde yaşanılan Avrupa ülkeleridir. Bu durumda Avrupa ülkeleri Türk ve Müslüman toplumun sorunlarını çözme iradesi, imkânı ve isteğine sahip midir sorusu da cevaplanması gerekmektedir.  Başka bir takım görüşlere göre de Türki’yedir. Çok az olarak da üçüncü şık, yani Avrupa Türk Toplumudur. Peki, bu üç tercihten en reel ve en rasyonel olanı hangisidir?

Almanya, bu meselelerin ne kadarına sahip çıkabilir? Türk ve Müslüman toplumun meselelerini Türk Toplumu perspektifinden alma iradesi ve arzusu var mıdır? Şu ana kadar bakıldığında Türk Toplumun meseleleri gündem yapılmış ve çözümünde gerekli iradesi gösterilmiş ve doğru adımlar atılmış mıdır?

Türkiye bu konunun neresindedir? Son dönemlere kadar yurtdışı Türklerden tek taraflı beklentisi olan ancak son zamanlarda yurtdışı Türkler hakkında paradigma değişikliğine giden, onlar lehine pek çok değişiklik ve iyileştirme yapılmasına rağmen Türkiye Avrupalı Türklerin tüm mesellerini çözebilir mi? Ya da başka bir açıdan Türkiye Avrupa Türk Toplumu için çözüm iradesinin doğru merkezi midir?

Konunun üçüncü muhatabı olarak ise bizzat Avrupa Türk Toplumunun kendisidir. Şahsi değerlendirmeme göre, en doğru ve olması gereken; Avrupa Türk toplumunun kendi mesellerinde özne olması, meselelerine sahip çıkması, konunun diğer paydaşları ile işbirliği içinde ama ana aktör olarak meselelerde irade sahibi olmasıdır.

Peki, Avrupa Türk Toplumunun kendi meselelerine sahip çıkma bilinci, iradesi ve imkânı var mıdır ve nelerdir? Bunun temel ayakları neler olmalıdır? Bunun için yeterli kurumsallaşmaya sahip midir? Okullar, dini yapılar, araştırma merkezleri, kültür merkezleri, sağlık merkezleri, öğrenci yurtları, etkili basın kuruluşları vb. pek çok kurumsal yapıların hangisi mevcuttur? Yoksa bunlar gereksiz midir? Gerekli değiller ise bunların alternatifleri neler olabilir? Pek çok soru sorulabilir bu konuda?

Ancak, biz kendi gördüğümüz çözümün iki ayağından burada bir bahis açalım.

Avrupa Türk Toplumun meleslerinin çözümünde iki sürükleyici aktör çok önemlidir. Birincisi dini kültür ve yapıları, ikincisi de siyasi kültür ve yapılarıdır.  Birinci konu göçün başından beri en öncelikli ve mevcut yapılanmadaki en çok mesafe alınan konu olmuştur. Bu konuda çözülemeyen en temel mesele de İslamin Avrupa’da tanınması konusudur ve bunun birinci muhatabı Avrupalılardır. Bu konuyu başka bir bahiste ele alacağız.

Avrupa Türk Toplumun meselelerinin sorunsallaşması ve çözümünün ikinci ayağı da Türk Toplumun siyasallaşması meselesidir. Bunun iki temel ayağı vardır. Birincisi, Avrupa’da siyasal katılım ile Türk ve göçmen siyasi yapılarıdır. İkincisi de yurtdışının Türkiye seçimleri için seçim bölgesi olması konusudur. İkinci konuyu başka bir yazının konusu olarak bırakalım ve Avrupa’da Türk Toplumun siyasal katılımı ve siyasal yapılarını konu edinelim. Bu iki konuda iki temel yaklaşım bulunmaktadır. Yurtdışının seçim bölgesi olsun ya da olmasın tartışmaları ile Avrupa’da Türk ve göçmen partileri kurulsun ya da kurulmasın ve sadece Avrupa’daki büyük partilerde siyaset yapılsın tartışmaları ve bunun karşıt görüşleridir. Bu bağlamda hali hazırda Almanya’da kurulmuş olan iki Türk ve Göçmen partisi olan BIG ve ADD ile Hollanda’da DENK partilerinin tanıtımı, misyonu ve hedefleri ile konu hakkındaki siyasal ve sosyal fonksiyonu bağlamında yapılan tartışmaları önümüzdeki yazılarda ele alacağız. Devam edecek…

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Magazinavrupa.com
© Copyright 2013 Magazinavrupa.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haberler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Almanya haberleri