MİLLİ RUH İTTİFAKI AK PARTİ - MHP


Bu makale 2017-02-22 22:57:45 eklenmiştir.
ANALİZ - Sahra Şahin

I. ve II. Dünya savaşları yıkımı ile kurulan düzen sonrası Dünya, özellikle de İslam coğrafyası günümüzde yeniden şekillendirilmeye çalışılıyor. Çok sancılı bir dönemden geçen dünyamızda, hem coğrafi hem de güç merkezlerinin tam ortasında bulunan Türkiye, yakın çevresi Kafkaslar ve Ortadoğu hem egemen güçlerin mücadele alanı hem de terör faaliyetlerinin merkezi olmuş durumda. Türkiye ve İslam Dünyası adı konulmamış küresel bir koalisyon ve ayrıca onların uzantısı pek çok terör örgütleri ile bir nevi savaş halinde. Türkiye’nin varlığı, bağımsızlığı ve geleceği hedef seçilirken yüz yıllık değil, milenyumluk hesaplar yapılmaktadır. Türkiye, Cumhuriyet Tarihinin en zorlu varoluş mücadelesini verirken, azgın ve sömürgeci emperyalist ruh, Türkiye ve İslam Dünyasını daha küçük parçalara, şehir devletlerine bölerek bir kaos ortamı içinde yönetmek istiyor. Mısır’da yapılan darbe, Tunus, Irak, Libya, Suriye’deki durumlar ve Türkiye’deki 7 Şubat, Gezi olayları, 17/25 Aralık ve 15 Temmuz darbe teşebbüsleri bunun öncü saldırıları idi. Ekonomik, politik, vicdani ve medeniyet anlamında ciddi bir kriz içinde olan Batı refah ve model toplumunun içine düştüğü kriz her geçen gün daha da derinleşirken Batılı ülkeler bu zorlukları aşmak için kendi iç dinamikleri ile çözüm bulmak yerine, yüzyıllardır bilindik usulleri ile enerji kaynaklarının yoğun olduğu İslam ülkelerini mandalaştırarak çözüm bulmaya çalışıyorlar. Bütün bunlara karşı yapıcı ve kurucu değerler ile Türkiye, oyun kurucu olmaya ve yeni bir tarih yapma uğraşı içindedir.

Bu mücadelede, Türkiye’nin kendi iç dinamiklerinden başka bir gücü, alacağı bir yardımı yoktur. Türk ve İslam Dünyası’nın hali ortadadır. Türkiye içinde de pek çok gayr-i milli unsurun dış odaklara çalıştığı dost düşmanın malumudur. Bugüne kadar ülkemiz, öz kaynaklarına sahip çıkamadı. Başbakan ve bakanlar asıldı, ekonomik kaynaklarımız sömürüldü, genç beyinlerin bir kısmı dış ülkelerin amaçlarına yem oldu.  Ülkemizin insanları birbirine kırdırıldı. Görünen odur ki, bugün içinde bulunduğumuz şartlar ve sürekli sorun üreten siyasal yapı sürdürülebilir değildir. Bu sarmaldan çıkmak için eski usuller ve eski politikalar artık geçer akçe olmaktan çıkarken, mevcut akıl ve işleyişin de bizi nereye kadar taşıyacağı belirsizdir. Bu nedenle Türkiye yeni akıl, usul ve yollara ihtiyaç duyarken, toplumu ve siyaseti ile güç birliği yaparak bu uzun soluklu süreçten başarı ile çıkmaya mecburdur. Toplumumuzun kahir ekseriyeti bu birliği sağlamış, 15 Temmuz’da da bunu ispat etmiştir. Ancak, siyasi yapıda durum aynı değildir. Geleceğin güçlü temellerini atabilmenin yolu güçlü bir siyasi yapıdan geçiyor. Son dönemlerde CHP ve HDP’nin bir tarafta, AK Parti ile MHP’nin diğer tarafta olduğu, bu iki tarafın görüşleri bakımından tavan ve tabanlarının, hedeflerinin ve rakiplerinin de kendi aralarında büyük oranda birbirine yakın olduğu, bu nedenle bir dayanışma içinde oldukları görülmektedir. CHP ve HDP’nin iradesi kendi ellerinde olmayıp icraatları da milli olmaktan uzaktır. Bu nedenle mecliste Türkiye için beka mücadelesi veren iki milli parti, Ak Parti ve MHP kalmıştır. Hayati ve beka konularında beraber ve aynı safta olan, gelecek vizyonları büyük oranda benzeyen, emperyalizme, terör örgütlerine ve darbelere karşı aynı safta bulunan bu iki partinin düşmanları, Türkiye’nin bekasını etkileyecek ölçüde çok kollu, çok yönlü, çok acımasız ve ahlaki sınırları çok geniştir.

Zaman zaman birbirilerine ters düşseler de 15 yıllık iktidar sürecinde siyasetin tıkandığı noktalarda ve en önemli toplumsal konularda MHP ve AK Parti aynı safta olmuştur. 2007 CB seçimi, referandum, kamuda tesettür serbestiyeti ve en son 15 Temmuz süreci. Şimdi de siyasetin sıkıştığı ve yeni bir başlangıçta AK Parti ve MHP yine birliktedir. MHP’nin desteği ile CB Sistemi milletin önüne getirilmiştir. Bütün bunlar, AK Parti ve MHP’nin en temel anlamda hedeflerinin, tabanlarının, rakip ve düşmanlarının ortak olmasının bir sonucudur. 15 Temmuzda bu iki partinin tabanları birlikte büyük bir irade ortaya koymuşlardır. İki partinin temelde birbirine yakın tabanları ve tavanları giderek daha çok birbirini sahiplenmeye başladı. İki taraf ta pek çok noktada buluşuyor, yolları kesişiyor, çoğu temel politikaları uyuşuyor. Liderlerin yakınlaşması, zaten benzer yapıya sahip tabanları daha da yakınlaştırıyor. MHP’liler Erdoğan’a “Reis”, Ak Partililer de Bahçeli’ye “Devlet” diyor. İki taraf da, diğer kesimlere karşı birbirini tercih ettiklerini gösterdiler. İkisi arasındaki farklar da, siyasal ve toplumsal gerçekler açısından birbirini tamamlıyor. Partiler arası geçişkenlik de iki partinin taban ve tavanı arasında yaşanıyor. Bu ittifak, iki kesimin sosyolojik tabanlarının ortak duygularının bir tezahürünün yansımasıdır bir anlamda. Bütün bunlar gösteriyor ki, Türkiye’mizin bu ikinci istiklal mücadelesinde bu iki parti ve tabanı en sağlam yapı taşları konumundadır. Bundan sonra da siyasi istikrarın ve Türkiye’mizin istiklali yine bu iki partinin iradeleri altında olacak gibi görünüyor. Geçilmesi durumunda Cumhurbaşkanlığı Sistemi ve sonraki süreçte de yine bu iki partinin dayanışması ülkemizinim geleceğinde çok önemli bir role sahip olacaktır.

Ancak, bu birlikteliğin siyasetin sert rüzgârları ve oyunları karşısında dağılmaması için AK Parti ve MHP arasında oluşan bu güçlü ittifakı, bu ruhu ve dayanışmayı daimi kılmak çok önemlidir. Bu güçlü yapı, Türk Tarihini yeniden yazmaya, siyasetin yapıcı ve kurucu değerlerini daha işlevsel hale getirmiştir. Bu birliği basit bir seçim birlikteliği ya da küçük siyasi hesaplar olarak görmek çok yanlış olur. Yıkmaya ve yok etmeye yönelik bir siyasi yapı inşa etmiş olan ve insanlık adına yeni bir şey ortaya koymaktan aciz durumda olan egemen güçler karşısında, insanın bedenine değil, ruhuna hitap eden bir medeniyet temellerini kuracak yeni, güçlü ve kalıcı bir yapıyı oluşturmaya, yeni bir Türk İslam İnsanlık Medeniyeti kurmaya talip olmaktır. Türkiye’de ve İslam dünyasında içinde bulunulan reel durum, yeni ve güçlü bir yapıyı zorunlu kılıyor. Türkiye’nin millileşmesine daha güçlü destek sağlama, vatana, bayrağa, millete, milli birliğe ve dine yönelik her türlü operasyona karşı daha güçlü bir yapı ortaya çıkarmak, Türkiye’mizin, milli ruhlarının mukavemet ve karşı operasyon gücünü artıracaktır. Bütün bu arayışları, Türkiye’nin kesin olarak büyük problemlerinden sıyrılması ve kalıcı bir istikrar oluşturabilmesi, Osmanlı’dan beri son 300 yıldır yenilme durumunu tersine çevirebilme temelinde düşünmek gerekir. Ortak ve güçlü siyasi bir ruha, dinamik ve yenilenebilen bir siyasi bedene kavuşma amacıdır esas olan. 

Türkiye, Batı Bloğunun medeniyet ve insanlık tasavvuru noktasında `yeni’yi üretemediği, derin siyasal ve toplumsal bunalıma girdiği bir dönemde, yeni bir medeniyet ruhu ortaya koyarak yeni bir dünyanın kuruluşuna ön ayak olmak istiyorsa bükünki siyasal yapısını çok daha güçlü bir şekilde geliştirmelidir. Yedi düvele karşı kendi değerlerimiz ile istikrar ve refah içinde kalkınmanın yolu, fiili bir ittifak hali de hazır iken AK Parti –MHP İttifakını Cumhurbaşkanlığı Sistemi´nde kalıcı kılmak gerekir. Bu meselenin bir iktidarda kalma veya iktidara gelme meselesi olmadığı, iki partinin de temel hedeflerinin bunun ötesinde Türkiye’nin beka meselesinde birleşmesi en önemli konudur. Burada esas olan, kurucu ve geniş tabanlı bir hareketin oluşumuna zemin hazırlamak, sosyolojiyi de bu yöne sevk edebilmektir. Tarihi bir sürecin birbirlerine yaklaştırdığı bu iki kesimin oluşturduğu, Türk ve İslam ruhu ile Osmanlı ve Cumhuriyet karakterini birlikte taşıyan bu Milli Ruh İttifakının devamı sağlanmalıdır. Bu ittifakın anlamı ve kazancı çok iyi kavranmalıdır. Bunu düşünmenin dahi, tarafları, birbirine daha da yaklaştıracağı muhakkaktır. Böyle bir birliktelik muhtemel şu faydaları getirecektir: İki kesim birbirine denge olur. Muhalefetin yıkıcı gücü azaltılabilir ve yapıcı anlamda toparlanmasına etki edebilir. Türk siyasal ve sosyal yaşamında geniş ve kalıcı bir yapı oluşabilir. Güçlü, icracı ve muktedir bir iktidar, sağlam bir siyasi blok sağlanabilir. Demokratik temsil ve meşruiyet daha da artar. Sosyal ve siyasal fay hatları daha da azalabilir. Farklı toplumsal kesimlerin birbirine yakınlaşmasına zemin hazırlar. Saldırı ve manipülasyonlara karşı güçlü bir yapı kurulur. İki kesim de birbirinin kuyusunu kazmaz, boş yere enerji harcanmamış olur. Türkiye’nin yönetim sorunu nihai olarak ortadan kalkabilir. Türkiye daha büyük hedeflere odaklanabilir, daha büyük hayaller kurabilir. Bugüne kadar muhalefet partisi olarak ülkeye çok değerli hizmetler etmiş olan Milliyetçi Hareket, bu kez de iktidar olarak hizmet etme imkânına kavuşmuş olur.

Son tahlilde tarafların, ortak aklı bir siyaset sözleşmesi ile işlevsel hale getirebilmeyi ciddi olarak tartışmaları siyasette zihin açacaktır. Türkiye’nin bu referandumdan başarılı bir sonuç alarak 2019’da Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne geçecektir. İki partinin de, lider-kadro partisi vasfını aşarak birer fikir hareketi ve kitle partisi olarak milli ruhta ortak bir akıl ve yol üzere kalıcı olabilmeleri elzemdir. Yeni Anayasayı, tam anlamı ile Yeni Türkiye’yi kurabilme, yeni bir medeniyetin temellerini atabilme, Türkiye’nin geleceğinde kurucu ve kalıcı bir güç olma adına bu ittifak çok iyi değerlendirilmelidir. Bu vizyon ile yeni ve güçlü bir Türkiye için EVET diyelim.
 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Magazinavrupa.com
© Copyright 2013 Magazinavrupa.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haberler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Almanya haberleri