Suç duyuruları yalan mıydı?


Bu makale 2017-01-16 00:21:17 eklenmiştir.
GÜNDEMİN NABZI - Muhsin CEYLAN

Türkiye – Almanya merkezi AB ile ilişkilerinin günceli hepimizin malumu. Bu ilişkiler ekseninde Türkiye, tabii olarak Almanya gündeminde ciddi bir yer işgal ediyor. Televizyon, radyo, gazete ve sosyal medya yani internet gibi haberleşme araçlarında, Türkiye, başka bir ifadeyle Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan ile ilgili haberler, yorumlar, görüntülere rastlıyoruz. Buralardaki Türkiye ve İslam resmi çoğunlukla maalesef doğru olmuyor. Haberlere, yorumlara veya görüntülere bunu yapanların ideolojilerinin belirlediğine şahit oluyoruz. Oysaki, medyacılığın olmazsa olmazı, objektifliktir. Konu Türkiye olunca  Alman medyasında bu ölçü kolayca gözardı edilebiliyor. Tabii ki yazık ve ayıp...

Kimseden Türkiye’ye veya İslam’a güzelleme haberleri, yorumları veya görüntüleri bekliyor değiliz. Hadiselerin çarpıtılmadan olduğu gibi verilmesini beklemek hakkımız olsa gerek. Peki  Alman medyası neden Türkiye’yi ve İslam’ı her fırsatta hırpalamayı adeta kendine zevk edinmiştir dersiniz? (Türk medyasının Türkiye resmi ayrı bir yazı konusu) Aynı Alman medyası Almanya Türkleri ile ilgili haberlerinde aynı metodu kullanmıyor mu? El cevap: Kullanıyor. Peki bütün bu çarpıtmalar karşısında ne yapıyoruz? Heeeç! Ama iş şikayete geldimi mangalda kül bırakmıyoruz. Ağlamayı çok seviyoruz. Oysaki ağlamayla çözülmüş bir tek mesele olmadığının da farkındayız. Çözüm veya yanlışlıkların giderilmesi için tepki koymamız gerektiğini de bilmiyorda değiliz. Fakat burada, verilmesi gereken tepkiyi hep başkalarından beklemek gibi adeta genetik bir özelliğimiz var. Hemen hemen hepimiz, ’’Bu yanlışa birileri mutlaka tepki verir’’ diye bekleyince bir bakıyorsunuz, herkes birbirinden beklediği için kimseden ses soluk çıkmamış. Bu alışkanlık bizim fert, birey olup olmamayı istememizle alakalı. Gelişmiş milletlerin halkları birey olma şuuruna ulaşmış olan fertlerden meydana gelir. Bizde ise birey olma talepleri, sosyal, siyasi, politik,ırki veya dini motiflerle hep örtülü bir şekilde kibarca törpülenir. Tabi şuurlu bireyleri idare etmek öyle sanıldığı kadar da kolay değildir. Bütün bu planlı proğramlı etkenler, bizlerin üreten yerine verildiği kadar tüketenler olarak, tepkisiz kalmamızı besliyor.

 Alman medyasında bizle ilgili yanlışlara tepkilerden başlayıp nereye gelip dayandık. Dürüst ve samimi davranırsak, tavır göstermeyi başkalarından bekleme alışkanlığımız zahmetsiz olduğundan hoşumuza gidiyor. Aksi durum sözkonusu olsaydı böyle bir alışkanlığı devam ettirmezdik. Lafın özü: Tercih yine bizim önümüzde. Kolaycılığı bırakıp, birey olmak için ayağa kalkıp, biraz zahmeti göze alıp haksızlıklara karşı, yanlışlara karşı tavrımızı demokratik bir şekilde ortaya koyabiliriz. Bu bizim bunu isteyip istemediğimize bağlı. Yani çözümde, çözümsüzlükte biz fertlerde yatıyor. Bunun dışındaki anlatılanlar ne olursa olsun hepsi tevildir. Yani, kendimizi haklı çıkarmak için manevralardır. Kendi meselelerini takip etmeyi başkalarına havale etmek ve bu yapılmayınca şikayetlerde bulunmanın haklı bir yanı olabilir mi?

Bir de Türkiye veya Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’a hakaret içerikli haberlere 'suç duyuruları'yla güya tepki verenler de var. Bazı sivil toplum kuruluşları ve farklı meslek dallarından kişiler, bu tür gerçekdışı nahoş haberlerin hemen adından suç duyusunda bulunduklarını açıklıyorlardı yakın geçmişte. Türkçe medyada yoğun ilgi ve alaka gören bu suç duyurularından birinin sonucunu bilenimiz var mı? Yoksa, bu suç duyurusunda bulunanlar, savcılıklara oldukça şaşalı toplantılarla açıkladıkları suç duyurularının dilekçelerini göndermemiş olabilirler mi? Bizim bildiğimiz, yeni yerlileri olduğumuz Almanya’da, hele böyle bir konuda yapılan bir müracaata ilgili makamın cevapsız kalması mümkün değildir. En azından, suç duyurusunun reddedildiği cevabi yazısı gelir. Almanya Türk kamuoyu, sadece suç duyurusu yapıldığında haberdar edilirken, sonuçların bilinmemesi insanın aklına, ’’Bu suç duryurusunda bulunan özneler, yoksa sadece imaj çalışmaları mı yaptı? Böyle bir çıkışla kendilerini mi pazaraladı?’’ sorusunu getiriyor. Bu suç duyurularının akibetleriyle ilgili açıklamalar bekliyoruz.  Evet, suç duyuru sahipleri, Türkçe medyada artistik çıkışlarla yaptığınızı söylediğiniz suç duyuruları yalan mıydı?  Sizler, unutturduğunuzu sanabilirsiniz, fakat bizler unutmadık...

Uğranılan haksızlıklar, adaletsizlikler, bunların muhatabları bedel ödemeye hazır birey olup bunlara itiraz edinceye, tavır koyuncaya kadar hep devam edip gidecektir… Artık kolaycılığı bırakıp, biraz zahmete talip ve bedel ödemeye hazır olmanın, fikri takip özelliğini kazanmanın zamanı gelmiş olmalıdır diye düşünürüz. Ya, sizler?...

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Magazinavrupa.com
© Copyright 2013 Magazinavrupa.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haberler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Almanya haberleri