Kadın sığınma evleri ve biz


Bu makale 2016-10-12 06:07:16 eklenmiştir.
GÜNDEMİN NABZI - Muhsin CEYLAN

Almanya’da yerleşik hale gelmenin beraberinde getirdiği en ciddi ve üzerinde derinlemesine düşünülmesi gereken meselelerimizden biri de; aile yapımızdaki değişiklikler. Türk ailelerindeki çözülmelerin gerektiği gibi ele alınıp, problemlerin aşılması için Almanya Türkleri olarak ciddi tartışıp, projeler ürettiğimizi söyleyemeyiz. Aynı görmemezlikten gelme veya yok sayma alışkanlığımız, uyuşturucu bataklığına düşen, hırsızlık gibi kriminal olaylara abone olmuş genç kuşakların problemleri için de geçerli.

 

Oğlu veya kızının herhangi bir sebepten dolayı problem haline gelmesini, uyuşrurucu veya hırsızlık gibi bir bataklığa düşmesini ‘ar meselesi’ yapıp, bunun sıkıntı ve derdini sadece dar aile çevresinde çekme alışkanlığını aşamama, problemlerin halledilmesini daha da güçleştiriyor. Kızının veya gelininin ailedeki ciddi geçimsizlikten (bu genelde şiddet kaynaklı oluyor) dolayı evi terkedip, kadınlar sığınma yurtlarına gitmeleri ise namus meselesi olarak algılanmaya devam ediyor. Son çareyi evini terkedip, bir yurda sığınmakta bulan kız veya kadınlar, ataerkil aile yapısı gözlüğüyle, namusa leke sürmüş olarak görülüyor. Evi terketmek zorunda kalanı biraz daha sabretmemekle suçlayıp yargılarken, bu sıkıntların baş sorumlusu olan oğullarımız ‘erkeklere’, ciddi birşey söyleyememe saçmalığı yaşıyoruz.

 

Ailelerimizdeki bugün yaşanan çözülmelerin başlıca sebeplerine baktığımızda, farklı kültür değerlerine sahip, zihnen ayrı mekanlarda yaşayan ve hayata bakışları çok farklı olan

genç kuşakların evlilikleri olduğunu kabul etmek istemesek de, bu durum bütün çıplaklığıyla kendini gösteriyor.

 

İlgi duyanların gidip bizzat görebilecekleri “Kadın Sığınma Evleri”nde bulunan Türk bayanlar ve kızların sayıları her geçen gün artıyor. Uyuşturucu trafiğinin olduğu mekanlara gidip baktığımızda da, birçok tanıdığımızın çocuklarıyla karşılaşacağız. Yalnız başına sığınma evlerine gitmek mecburiyetinde kalanların durumları, çocuklarıyla birlikte evlerini şu veya bu sebepten dolayı terketmek zorunda kalanlara kıyasla biraz daha kolay gibi gözüküyor.

Tabii onların çektiklerini yine en iyi kendileri biliyor. Zira, ateş düştüğü yeri yakıyor. Bu mahfillerde kendi derdini anlatabilecek kadar Almanca bilmek, sıkıntıların aşılmasında çok önemli bir faktör. Ya lisan bilmeyenlerin hali... Onlar ise bir yetkiliyle konuşmak, dertlerini,

isteklerini anlatabilmek için, girip çıkması yani ziyaretin hiç de kolay olmadığı bu evlere gelecek tercümanların yollarını gözlüyorlar.

 

Çocuklarıyla birlikte sığınma evlerinde yaşamak mecburiyetinde kalan Türk annelerin, çocuklarını okullarına, çocuk yuvalarına götürüp getirirken çektikleri sıkıntıları dinlemek bile

insanı boğarken, bir de bunu birebir yaşayan insanların çektikleri... İnkar yolunu denesek de, yok saysak da, gündemimize almasak da, göç sürecinin beraberinde getirdiği en önemli

sosyokültürel ve sosyopsikolojik problemlerimizden olan aile yapısındaki çözülmelerin, daha da derinleşmemesi için, Almanya Türklerinin önünde olan veya olmayı deneyenler, bu gelişmelere el atmak, problemlere çözüm alternatifleri üretmek zorundadırlar.

 

Kilise ve sosyal kuruluşlar başta olmak üzere, Alman tarafı kendi evlerine sığınanlara,

kendilerine göre yardım etmeyi denerken, bizim sosyal, kültürel derneklerimizden, bu kuruluşlarla ortaklaşa, ciddi, kalıcı ve sürekli çalışma isteğinin olmaması, sizi bilmem ama

bizlere garip geliyor. Misafir ettikleri bayanların ağırlıklı olarak Türk / Müslüman kadınlardan meydana gelmesi üzerine, onların problemlerini daha çabuk çözmek, onlara kendi hassas oldukları değerlere göre davranmak için elemanlarını bilgilendirmek isteyen kiliselerin sosyal hizmet birimleri, muhatap bulamamaktan, kendileriyle ortaklaşa çalışmaya istekli partnersizlikten şikayetçiler.

 

Sığınma evleri yetkilileri, Müslümanlarda giyim kuşamın önemi, kadının toplum ve ailedeki yeri, Türk mutfağı ve yemek alışkanlıkları sistemi, cinsel hayatın toplumda yeri, Almanya’daki

Türklerin bu ülkede ne kadar ve hangi sahalarda yerleşik hale geldikleri, Türkiye’ye geri dönmeyi düşünenlerin sebepleri, Türklerin Alman kültürüne bakışları, yatağı ıslatan çocuklara ailelerin davranışları ve Türk toplumunda fiziki veya zihni özürlülerle, geçgelişme problemlilere ne gibi yardım hizmetlerinin sunulduğunu öğrenmek istiyor. Bizler ise, her zaman olduğu gibi, cekli, caklı açıklamalar yapma, demeçler verme alışkanlığımızı sürdürüyoruz. Kolaycılığı terkedip, proje üretme veya projelere katılma alışkanlığı kazanıncaya kadar problemlerimiz, azalmak yerine, artarak devam edecek...

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Magazinavrupa.com
© Copyright 2013 Magazinavrupa.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haberler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Almanya haberleri