Şikayet


Bu makale 2016-05-26 17:54:53 eklenmiştir.
Şefik KANTAR

Rahmetli Muhlis Akarsu’nun buraya tam metnini aldığım türküsünü çok severim. İlk bakışta seven bir kalbin sevdiğinden şikayetini anlatması gibi görünse de günümüzde gelinen nokta itibariyle Türkiye-Almanya ve Türkiye-Avrupa Birliği (AB) ilişkilerini anlatıyor gibidir.
 

Ey sevdiğim sana şikayetim var
Ne sevdiğin belli ne sevmediğin
Ben de bir insanım bir de canım var
Ne sevdiğin belli ne sevmediğin
Hainsin oy zalimsin oy nedeyim oy

Eski günler hayalimden gitmiyor
Dün dediğin bu günkünü tutmuyor
Yiğidim ya sana gücüm yetmiyor
Ne sevdiğin belli ne sevmediğin
Hainsin oy zalimsin oy nedeyim oy

Akarsu’yum böyle miydi ahtımız
Onun için viran oldu tahtımız
Umudum yok gülmez artık bahtımız
Ne sevdiğin belli ne sevmediğin
Hainsin oy zalimsin oy nedeyim oy

İki ayrı dünyayı temsil eden Türkiye ile AB’nin ilişkileri, başlangıçtan itibaren ‘ümitsiz aşk’ görüntüsü vermiştir. Aşk hayalinin soktuğu rüya alemi ile hayatın gerçeklerinin dayattığı reel dünya arasında gidip gelen ancak bir türlü vuslata eremeyen ‘divane aşık’ sendromu içerisinde tükenen yarım asrı aşan koca bir zaman. Ve her gün verilen mesajlara bakınca, sonu görünmeyen, nişan safhasına dahi geçeceği şüpheli bir ‘söz kesme’ ve karşılıksız bir aşk.

Bu çerçevede ele alındığında Türkiye – Almanya ilişkilerini ise ancak ‘zoraki aşk’ olarak değerlendirebiliriz. Birbirlerine karşı ilgilerini ancak ‘ben sana mecburum’ perspektifinde değerlendirebilen, her an fırtınaya dönüşebilecek dengesiz bir hava eşliğinde tarihler üstü olmak yerine günü kurtarmaya dönük karşılıklı övgü, yergi ve sövgülerle örülü bir platonik ilişki.

Son günlerde gerek Türkiye-AB gerekse Türkiye-Almanya münasebetleri yine ‘ne sevdiğin belli ne sevmediğin’ noktasına geldi. İki ay önce ağızlarından bal damlayan siyasiler ve yetkililer artık birbirleri için demediklerini bırakmıyorlar. İki ay önce Avrupa’nın kapısını Türklere açacağı söylenen liderler, bugün duvarları daha da yükseltmenin çabasında. Daha önce AB’yi tek hedef olarak gösteren siyasilerimiz, ‘yeni bir dünya kurulur, Türkiye orada yerini alır’ havasında. Türk halkı ölçüsüzce pompalanan umut rüzgarlarının bir anda ters yönde esmeye başlaması sonrası yeni bir hayal kırıklığıyla yine ‘aldatılmış’ ve ‘üzgün’.

Politikaların ve uluslararası ilişkilerin gidişatını belirleyenler her ne kadar ülkeleri yönetenler ise de, gelişmelerden zararlı veya karlı çıkacak olanlar ülke vatandaşları. Değerlendirmeler, son gelişmelerin Türk halkının yararına olmadığını, yeni yol haritalarına ve politik tercihlere ihtiyaç olduğunu göstermekte. 

Herhangi bir konuya aşkla eğilmek, aşkla bağlanmak ve kendisini fedayı göze almak belki takdir edilecek insanî bir duruştur. Ancak bilhassa dış politikada ve ülkenin geleceğini ilgilendiren konularda platonik aşka tutulmuş köylü delikanlısı tavrının bizi götüreceği son bellidir. Çünkü bu alan Birleşmiş Milletler’in ‘insani’ konferanslarıyla giderilemeyecek derecede katı ve acımasız, sadece ve sadece menfaate dayalı bir alandır. Bunu göz ardı edip bizim gibi hissî davrananlara kala kala  ‘Hainsin oy zalimsin oy nedeyim oy’ diye feryat etmek kalmaktadır.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Magazinavrupa.com
© Copyright 2013 Magazinavrupa.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haberler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Almanya haberleri