Berlin tezleri


Bu makale 2015-12-25 00:49:41 eklenmiştir.
YAZI-YORUM - Ali KILIÇARSLAN

AB ülkelerinin çoğunda, özellikle son yıllarda yaşanan mülteci akınından ve terör saldırılarından sonra hemen hemen bütün tartışmaların ekseninde İslam var. Örneğin Almanya’da artık toplumun ayrılmaz bir parçası kabul edilen İslam, geçen süre içinde tartışmaların da bir parçası haline getirildi. Bu arada İslam ile ilgili tez üretmek de ivme kazandı.


İslam ile ilgili tez üretme girişimi en az çeyrek asırlık bir geçmişe sahip. Bassam Tibi’nin 5, Mehmet Ata’nın 5, AfD (Almanya İçin Alternatif) partisinin 10, CDU’nun 6 maddelik İslam tezinden (1) sonra, Almanya Müslüman Forumu da (Muslimisches Forum Deutschland) „Berlin Tezleri“ adı altında 17 maddelik tez yayımladı. (2) Önce „Berlin Tezleri“ni paylaşmak, daha sonra da çok önemli gördüğüm bir noktada görüşlerimi aktarmak istiyorum.


BERLİN TEZLERİ

„1. İslam asla tamamlanmamıştır; sürekli gelişim sürecine tabidir. Bundan, toplumsal değişime bağlı olmadığı için, ne islami temel ilkeler ne de dini ritüeller etkilenir.

2. İnhisarcılık (tekelcilik) şiddete temel oluşturmaktadır. Tanrının hakikat olması, hakikatin insanlar tarafından kendi çıkarları için kullanılmasından korumalı ve insanları tevazuya, hakikate bilgi ile ulaşmaya çabalayan, arayan, yakınlaşan, fakat sahiplenmeye çalışmayan olmaya çağırmalıdır. Hakikatleri yukarıdan dayatmak, kendini açan insanı, özgür insan yapan hümanist İslam‘ın ruhuna aykırıdır.

3. Kur’an tarihsel bağlamda okunmalı ve anlaşılmalıdır. Kur’an konuşma biçiminde indirilmiştir ve bundan dolayı sadece müzakere halinde anlaşılabilir. 7. yüzyılda Arap Yarımadası’nda tebliğ edilen Kur’an, tarihsel bağlamı olmaksızın dikkate alındığında, Kur’an sadece yanlış anlaşılır. Günümüzde klasik metodlar yanında tarihsel-eleştirel gibi modern metodlar da Kur’an ve sünnet açıklamalarında/tartışmalarında ciddiye alınmalıdır.

4. Kadınların, baş örtme veya açma konusu da dahil, kendi davranış biçimlerini tayin etme hakkından yanayız. Bu bağlamda meslek hayatında yürürlükteki yasaya uyarız. Ancak, çocukların baş örtüsü bağlamalarını reddediyoruz.

5. Cinsellik de dahil, herkesin kendi hayatını belirlemeyi öğreten bir eğitimden yanayız ve ataerkil yapıları reddediyoruz.

6. Yüzme dersi, sınıf gezileri ve cinsellik dersi, okul eğitim görevinin bir parçasıdır.

7. Din ve politikanın birbirinden ayrılmasından yanayız. Ancak bu şekilde, demokratik bilinci güçlendiren ve dini, politikanın suistimalinden koruyan tartışma kültürü oluşabilir.

8. İnsan onurunu hiçe sayan İslam anlayışları, örneğin selefilik gibi, sekülerleşmiş bir toplumun değerler düzeni ile bağdaşmaz.

9. Şiddete başvuran fanatiklere karşı tolerans kabul edilemez.

10. Müslüman karşıtı, antisemitik, ırkçı, Alman düşmanı ve homofobik stereotipleri ve insan onurunu hiçe sayan diğer nefret ideolojilerini reddediyoruz. Gerek işkence, gerekse ‚Batı‘ya karşı nefret, kısacası her türlü dini ve ideolojik motifli şiddetle barışçıl mücadele edilmelidir. Ayrıca köken ülkeden klişeler, atıflar ve düşman imgeleri onarılmalıdır.

11. Gençlerin aşırılığa karşı korunması için kalıcı konseptlerin geliştirilmesinde işbirliği sunuyoruz.

12. Müslümanların medya okuryazarlığının güçlendirilmesini talep ediyor ve sosyal medyadaki nefret söylemlerini kınıyoruz.

13. Müslüman gençler arasında eleştirel münakaşa ve tartışma kültürünün teşvik edilmesi için çabalıyoruz.

14. Almanya’daki müslüman hayatın çeşitliliğini yansıtan farklı habercilik anlayışı için çağrıda bulunuyoruz.

15. Temeli anayasa olan ve toplumsal uzlaşıya dayanan kalıcı değerlerin aktarılmasını sağlayan konseptlerin acilen geliştirilmesini talep ediyoruz.

16. Dini azınlıkların, ayrıca mülteci yurtlarındaki kadın ve çocukların devlet tarafından korunmasını talep ediyoruz.

17. Mültecilerin barınma işlemi profesyonelleştirilmeli ve anayasanın ilkeleri ve insan hakları ile ahenk içinde olmalıdır.“


HANGİ MESAJ VERİLİYOR?

„Berlin Tezleri“nde yeni bir söylem yok. Fakat sadece ilk madde hakkında bir soru sormak istiyorum: „İslam asla tamamlanmamıştır; sürekli gelişim sürecine tabidir“ şeklinde formüle edilen ilk madde ile hangi mesaj veriliyor? Tam olarak ne ifade edilmek isteniyor?

Bu anlatım, İslam’ın tamamlanması gerektiği şeklinde anlaşılıyor. Eğer anlatılmak istenen „içtihat kapısı“nın kapanmadığı, İslam’ın, daha doğrusu Kur’an‘ın zamana ve mekana göre yeniden yorumlanması, bilginin yenilenmesi/güncelleştirilmesi ise, neden bu şeklilde ifade edilmiyor?

Art niyet aramıyorum, sadece öğrenmek için soruyorum: Öyleyse İslam’ı kim(ler) tamamlayacak? „Berlin Tezleri“nin altında imzası olanlar mı?


1- Almanya’da İslam ile ilgili altı tez

http://www.magazinavrupa.com/kose-yazisi/338/almanyada-islam-ile-ilgili-alti-tez.html

2- Berliner Thesen

http://www.muslimisches-forum-deutschland.de/_PDF/Berliner-Thesen-des-MFD.pdf


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Magazinavrupa.com
© Copyright 2013 Magazinavrupa.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haberler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Almanya haberleri