Mülteciler ve yeni yerli bizler


Bu makale 2015-11-11 04:48:59 eklenmiştir.
GÜNDEMİN NABZI - Muhsin CEYLAN

Yazımıza İsmet Özel’den bir alıntıyla başlamak isterim. ‘’’Kulak kesildiğimizin dışında kalan dünyaya sağırız’ demiş, Özel. Almanya Türkleri olarak bugünlerde yaşadığımız aynen bu. Bizleri doğrudan ilgilendiren hayatlarımızın sinir merkezlerine dokunan, geleceğimizi hayati derecede ilgilendiren konuları bile, Türkiye erken/tekrar genel seçimlerini konuşmaktan gündemimize almadık...

 

Alman toplumu, medyası, bürokratik ve politik aklı, son ayların ülkeye mülteci akınını konuşup tartışarak, yeni politikalar oluştururken, bizler bunu ne gündemimize aldık ne de tartışmalara müdahil olabildik. Oluşturulan politikaların uygulamalarıyla karşılaşınca seyredin siz, bizlerdeki çemkirmeleri(!)...

 

Almanya’ya mülteci akını, büyük koalisyon partilerini hem hükümet içinde hem de tabanında ciddi türbülanslara soktu. Merkez sol ve sağ partiler oy kaybederken, ırkçı söylemli oluşumlar taban kazanıyor. Bu tartışmalar da, mülteci genelinde yapılırken özelde de göçmen asıllılar yani bizler üzerinden yüryor. Bizler ise bu tartışmaların seyircileri bile değiliz. Yani, yeni yerliler olmamıza rağmen, hala özne olmak için ciddi bir gayretimiz yok. Demek ki, nesne yani, garnitürlükten memnunuz. Bu buraya ilgisizliğimiz, yaşananlara sağırlığımız, asli yerlilerle barış içinde ortak geleceğimiz açısından hiçte hayra alamet olmasa gerek.

 

Kontrolsüz de olsa mülteci akınını ülke geleceği açısından bir kazanım olarak gören akıl, demografik yapısını düşünüyor haklı olarak. Bunun itiraz edilecek bir yanı da yok. Almanya’nın hazırlıksız yakalandığı Suriye eksenli mülteci akını, sosyal hayat başta istihdam piyasasında da çok ciddi sıkıntılara gebe. Sermaya, ‘ucuz işçi’ temin edeceğinden ziyadesiyle sevinçli gözüküyor. Resmi ağızlar ise, emeklilik kasalarının dolacağından bahsediyor. 

     

Yeni yurdumuzun yeni sakinleri mülteci kardeşlerimizin şu günlerde yaşadıkları insanın yüreğini burkuyor. Allah kimseyi vatansız, yurtsuz bırakmasın. Vatanın, yurdun devletin kıymetini iyi bilmemiz gerekiyor. Avrupa’ya akan Ortadoğu’lu mülteciler aslında, Batı’nın, o coğrafyada çıkardığı savaşların sonuçları. Batı’nın sattığı silahlar nerelerde kullanılıyor? Bölge iktidarları ise, kendi iktidarlarının devamı için vatandaşının kanıyla yıkanmaktan geri durmuyor...

 

Almanya’ya dönecek olursak, 500 bin mülteci için 7 milyar, tahmini hesaplara göre 1,2 milyon mültecinin barındırılmasına yönelik 2016 yılı için 16 milyar Euro’ya ihtiyaç var. Ülke Şehirler Birliği, Berlin’in bu parayı mahalli iderelere garanti etmesi gerektiğine dikkat çekip, talep ediyor. Mahalli idarelerin zaten kasaları boş(tu). Yeni misafirlerin en temel insani şartlarda yaşayabilmeleri için şehirlerin yanlız bırakılmaması gerekiyor. Bunun için Berlin’e baskıyı biz tabanın yapması  lazım. Aksi halde, şehir idareleri ellerindeki imkanları dağıttıktan sonra şimdiye kadar verdiği bilhassa sosyal hizmetlerden kısmak ve birçoğunu da kaldırmak zorunda kalacak. Bu da çok ciddi bir sosyoekonomik çalkantı demek. Kastımız; kara bir tablo çizmek olmamakla birlikte, bizleri bekleyenler noktasında uyarılarda bulunup gerekli adımları atmamızı sağlamak. Bizler sadece tüketici değil, aynı zamanda da üretici olmak zorundayız.

 

Şehir idareleri ve gönüllü asli yerlilerin, hoşgeldin kültürü çerçevesinde mülteci kardeşlerimize vermeye çalıştıkları hizmetleri takdir etmemek adaletsizlik, vicdansızlık olur. Bu hizmetlere katkı sağlamak isteyenbaşta cami dernekleri temsilcilerinin ise,’radikallik’ ekseninden hareketle şüpheyle bakılması, onların bu katkılardan uzak tutulmak istenmesi, akıllar ziyan bir davranış. Almanya’nın kendisinin piyasaya sürdüğü, bilhassa selefilik olgusunu gerekçe gösterip, gönüllü insanların yardımlarının önüne geçmeye çalışmak, sıhhatli bir aklın ürünü olamaz. Sosyal hizmet veren asli yerli kuruluşların devletten adımıza aldıkları pastaların daha net görünüp, paylaşma talebi ihtimalinin havadan sudan sebeplerle önüne geçilmek istenmesini anlamakla birlikte, bunun ortak geleceğimiz açısından asla ve katla doğru olmadığını hatırlatalım. İnsanların acıları üzerinden bari kâr zarar hesabı yapmasak. Bu insanım diyen kimseye yakışmıyor...

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Magazinavrupa.com
© Copyright 2013 Magazinavrupa.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haberler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Almanya haberleri