Silahlar ve Mülteciler


Bu makale 2015-10-16 05:30:46 eklenmiştir.
Şefik KANTAR

Batı ve uzantıları, devasa fabrikalarında ürettiği, legal veya illegal yollardan dünyanın çeşitli bölgelerindeki devletlere veya örgütlere sevk ettiği silahların günün birinde kendisine döneceğini görmemekte ısrar ediyorlar. Batı’nın hedefi kendi coğrafyasında savaş ve karışıklık çıkartmamak, kendi coğrafyası dışındakileri de bir arz-talep, kâr-zarar meselesi şeklinde değerlendirmektir. Gelişmeleri bu şekilde ele aldığı müddetçe gerçekleri olduğu gibi görememe körlüğü sürecektir.

Batı, ideolojik, politik ve askerî sahalarda desteklediği grup veya devletlerin elde ettikleri bu avantajlarla kan gölüne çevirdikleri ülke ve bölgelerden milyonlarca insanın daha güvenli ve müreffeh bir hayata kavuşmak için ölümü göze alarak Avrupa kapılarına dayanmalarını anlamamakta da ısrar ediyor. Kısa süreli kazanç uğruna gönderdiği her merminin, bombanın karşılığının sınırlarını zorlayan mülteciler olarak kapısını zorlamakta olduğunu itiraf etmek istemiyor.

Yüzyıllardır yaptığı gibi milyonlarca dramdan oluşan hadiseleri, ‘bakın ben o kadar iyiyim ki, ayrı kültür, inanç, tarih, ülkü kodlarına rağmen tüm bu insanlar benimle birlikte, benim ülkemde yaşamak istiyor’ egosunun verdiği büyüklük kompleksiyle değerlendiriyor.

KISA SÜREDE ASİMİLE ETME DÜŞÜNCESİ

İki yüz yıldır resmî ideolojisi haline gelmiş ‘konflikt bölgeleri oluşturarak maddî kazanç ve siyasî üstünlük elde etme’ politikalarının uzun vadede kendi sonunu hazırladığını görmezden geliyor.

Demografik dönüşümün uzun vadede getireceği kültürel, dinî ve siyasî değişimlere kafa yormak istemiyor. İletişimin geri seviyeler-de olduğu dönemlerdeki gibi, kontrollü şekilde kabul edeceği göçmen ve mültecilerin kısa sürede asimile edileceği hayaliyle hareket ediyor.

Küçülen dünyayı sadece istediği yeri pazar haline getirme yönüyle ele alırken, dünyanın ücra köşelerindeki bir sürü problemin kendi kıtasına taşınmayacağı saflığıyla tavır takınıyor. Hızla azalan kıta nüfusunun, üretimi sürdürebilir kılacak seviyeyi muhafaza etmesi için devşirme ve asimilasyona uğramış kitlelerin kurtarıcı olacağını zannediyor.

Batı bunlar ve bunlara eklenebilecek bir hayli benzer gerekçeyle adım atmak isterken Türkiye, Ürdün gibi imkanları sınırlı ülkeler milyonlarca savaş mağduruna kapılarını, mutfaklarını, gönüllerini açıyor. Sayıca bu ülkelerin kabul ettiği mültecilerden kat be kat az sayıda mülteci ise Avrupa’nın ördüğü devasa sınırları aşınca büyük bir problemle karşı karşıya kalınmış olunuyor. Devletler, uluslar arası kurumlar, kiliseler, medya, sivil toplum kuruluşları marstan işgalciler gelmiş gibicesine heyecanlanıyor, endişeye kapılıyor, doğru teşhis koymayı beceremiyor.

Yaşananlara sadece rakamlara ve imkanlara odaklanarak bir anlam vermek isteyenlerin doğru bir teşhis koymaları mümkün görünmüyor. Çünkü doğru teşhise ancak ve ancak Batı’nın ölçülerini bir kenara bırakıp Doğu’ya yani bize has ölçülere göre bir değerlendirme yapınca ulaşmak mümkündür.

CAN HAVLİYLE BİR ÇIKIŞ YOLU

Mülteci meselesinde doğru teşhisin anahtarı iki Dünya’nın insana bakış açılarıdır. Yaşananlar, insanı ‘etinden, sütünden, derisinden yararlanılacak bir yaratık’ olarak görenlerle, insana ‘etimizle, sütümüzle, derimizle yararlı olmalıyız’ diyenlerin temsil ettiği iki ayrı dünya görüşünün ortaya çıkardığı iki farklı davranış tarzından başka bir şey değildir.

Bir taraf gelen mağdurları sadece ‘insan’ olarak görüp kapısını ve gönlünü açarken, diğer taraf adeta koluna, bacağına, dişine, kulağına, bunlara ilaveten beynine ve kalbine, inancına, kültürüne, kökenine bakarak mazlumları ve muhtaçları sınıflandırmaktadır. Can havliyle bir çıkış yolu, bir ümit ışığı peşindeki kitlelerin, sonsuz imkanlara sahip Avrupa kapılarını aşabilmişlerse ilk karşılaştıkları şeyler ayrımcılık, aşağılanma ve eşyalaştırma olmaktadır.

Bu hengâmede bizlere düşen sadece ahkam kesmek, kızmak, serzenişte bulunmak değil, bu gidişatın nasıl durdurulabileceği hususunda kafa yormak, tedbir geliştirmektir. Alınacak tedbirlerin başında belki de kendi işlerimizi kendi aramızda halletmenin yolunu bulmak gelmektedir.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Magazinavrupa.com
© Copyright 2013 Magazinavrupa.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haberler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Almanya haberleri