“ALMANYA’DA İSLAM İLE İLGİLİ ALTI TEZ”


Bu makale 2015-10-05 21:59:58 eklenmiştir.
YAZI-YORUM - Ali KILIÇARSLAN

Hatırlanacağı gibi, Şubat 2015’de dört CDU milletvekili, „Orta Avrupa’ya özgü şekillenen bir İslam için“ (1) başlığını taşıyan üç sayfalık bir „taslak metin“ yayınlamışlardı. (http://www.magazinavrupa.com/kose-yazisi/329/orta-avrupaya-ozgu-sekillenen-bir-islam-icin-1.html)

Taslak metnin altında imzası bulunan Federal milletvekili Jens Spahn’ın sorularımıza verdiği cevapları (2) paylaşmıştım. (http://www.magazinavrupa.com/kose-yazisi/333/orta-avrupaya-ozgu-sekillenen-bir-islam-icin-2.html)

Bu arada CDU’lular „Almanya’da İslam ile ilgili altı tez“ başlıklı yeni bir metin yayınladılar. (3) İlk taslak metnin gözden geçirilerek kısaltılmış hali diyebileceğimiz yeni metnin Türkçesini paylaşmak istiyorum. CDU’nun internet sayfasında (http://www.cdu2017.de/sechs-thesen-zum-islam-in-deutschland/) yayımlanan Almanca metinde sadece mantık değil, ayrıca altı yazım kuralı hatası da var. Almancaya büyük önem veren CDU’nun hazırladığı bir sayfalık metinde, bu kadar çok yazım kuralı hatası olması, konuya ne kadar ciddi yaklaştıklarını gösteriyor.

Geçen süre içinde İslam odaklı tartışmalar, yeni oluşumlar ve değişimler, örneğin CDU’ya yakınlığı ile tanınan Konrad Adenauer Vakfı’nın desteği ile kurulan „Almanya Müslüman Forumu“ hakkındaki düşüncelerimi daha sonra paylaşacağım. İşte „Almanya’da İslam ile ilgili altı tez“ başlıklı metin:

 

„‚İslam, Almanya'ya aittir.‘ Bunun gibi bir cümle çok nadir bu kadar çağrışımlara, duygulara ve tartışmalara yol açmıştır. Aslında bu sıradan bir cümle. Zira burada yaşayan Müslümanlar zaten uzun süreden beri Almanya’ya aittir ve bunu doğal olarak inançlarıyla da gösteriyorlar. Ayrıca ‚bir İslam‘ yoktur. Aşırı tarafı ile kesinlikle Almanya’ya ait değildir.

CDU, nihayet Birlik kavramında ifade edilmeyen davetçi bir partidir: Savaştan sonra büyük bir uyum gücüyle o zamana kadar imkansız olanı gerçekleştirdi; Protestanları ve Katolikleri bir partide birleştirmeyi başardı. Hıristiyanların ve Müslümanların doğal olarak bir partide buluşmaları ve aynı gayeler için mücadele etmeleri, bir çokları için günümüzde de tasavvur edilemiyor. Müslümanları CDU’da aktif olarak birlikte çalışmaya davet ediyoruz. Mevcut anlaşmazlıkların ve sorunların adını koymak ve birlikte çözümler aramak istiyoruz. Aksi takdirde, Almanya ve Avrupa’daki müslümanlar ve müslüman olmayanlar arasında giderek endişe verici bir sukut oluşur, zira önyargılar giderilemediği için çaresizlik yaygınlaşır. Bu nedenle ortaya attığımız altı tez:

 

1- Dinin özgürce seçimi ve yaşanması, korunması gereken yüksek bir değerdir. Fakat çoğulcu bir toplumda din, eleştirel sorulara ve karikatürize tasvirlere katlanmak zorundadır. Bu açıkça bütün dinler için geçerlidir. Aynı şekilde İslam Almanya’da birçok dinden biri olarak açık ve özgür bir toplumda birlikte yaşama kurallarımıza uymak zorundadır.

 

2- Kur’an’ı tarihsel bağlamda açıklayan ve onu 21. yüzyılın toplumsal şartlarında ve avrupai bağlamda yorumlayan İslam taraftarları, desteğimize güvenmelidirler. Kur’an’ın eşsiz ve mutlak kudret talebi ile ilgili dünyevi her radikal yorumu, her yönüyle anayasamızın ruhuna aykırıdır. Özgür demokratik düzenimize karşı harekete geçtiği her yerde, buna karşı hukuk devletinin bütün imkanlarıyla mücadele edilmelidir.

 

3- Almanya'da İslam teolojisi için daha fazla kürsüye ihtiyacmız var. Almanya’da devlet ve din ayrımı ve anayasal güvence altındaki din özgürlüğü, yeni ve özgür görüş ayrılıklarına imkan tanır. Almanya’da İslam teolojisinin temel görevi, çok dinli, dünya görüşü tarafsız ve özgür demokratik topluluğun soru(n)larına cevap vermektir. Buna destek vermek ve eğitimi ve araştırmayı sürekli geliştirmek ve hissedilebilir bir şekilde daha fazla kaynakla finanse etmek istiyoruz. Buna reel meslek perspektifini sunan, söz gelimi din dersi öğretmenleri veya sosyal işlerdeki mezunlar da dahildir.

 

4 - Yalnızca Almanya’daki Müslümanların günlük hayatını tanıyan(lar), gerçek hayata uygun vaaz edebilir ve eğitim verebilir(ler). Bu nedenle, burada yaşayan ve çalışan daha fazla Almanca konuşan imama ihtiyacımız var. Camilerde Almanca da konuşulması çok doğal olmalıdır. Bu, Almanca vaaz eden radikallere katılmayan ve Almanya’da doğan Müslümanlar için kendilerine hitap edildiğini hissetmeleri bakımından çok önemlidir. Yurtdışından gönderilen ve ödenen, çok zor Almanca konuşan ve yaygın olarak uygulanan ‚ithal imam modeli‘, iyi bir uyuma engeldir.

 

5- Üye sayılarına bakılacak olursa, İslam Konferansı’na katılan gruplar, burada yaşayan müslümanların sadece çok küçük bir azınlığını temsil eden teolojik değil, daha çok dini-siyasi muhataplardır. Bu nedenle toplumsal ve dinlerarası diyalog için sorumlu bir partner bulmak zor bir görevdir. Bundan ötürü biz, İslam’ın Almanya’da ve Avrupa’da teoloji alanında da organize olarak devletin ve toplumun müzakere, anlaşma ve diyalog partneri olabilmesi için yardımcı olmak istiyoruz. Yurtdışından finanse ve organize edilen dernekler ve toplumlar yalnızca geçici çözüm olabilir. Organize olmamış müslümanların dini politik sorunları tartışabilecekleri bir platforma sahip olmaları için daha fazla imkanlar geliştirmeliyiz. Yurtdışındaki islami grupların ve akımların arasındaki anlaşmazlıklar, Almanya’daki işbirliğini zorlaştırmamalıdır. Politika ve toplum için bir tek muhataba (partnere) ihtiyacımız var, zira din sadece özel bir konu değildir. Bu sebepten dolayı İslam Konferansı’nda müslüman bireysel katılımcıların da yeniden temsil edilmeleri ile ilgili talebi destekliyoruz ve Katolik ve Protestan Akademisi modeline göre Almanya genelinde eğitim veren bir islam Akademisi’nin kurulması gerektiğini ifade ediyoruz.

 

6- İslamcılığın önlenmesi için güçlü bir ittifaka ihtiyacımız var. Bloglar ve videolar özellikle genç insanları cezbediyor. Buna genel ağda (internette) grup odaklı barışçıl bir İslam anlayışı için klip ve bloglarla karşılık verilmelidir. Ayrıca, tüm cami dernekleri antisemitizm gibi insan ve demokrasi düşmanı düşüncelere karşı daha güçlü hareket etmelidirler, örneğin ‚İbrahim Abraham ile buluşuyor‘ örnek somut buluşma programlarıyla genç Müslümanlar ile genç Yahudileri bir araya getirmelidirler. Buna dinlerarası diyaloğa daha güçlü bir katılım da dahildir.“

 

1- "Orta Avrupa’ya özgü şekillenen bir İslam için" (1)

http://www.magazinavrupa.com/kose-yazisi/329/orta-avrupaya-ozgu-sekillenen-bir-islam-icin-1.html

2- "Orta Avrupa’ya özgü şekillenen bir İslam için" (2)

http://www.magazinavrupa.com/kose-yazisi/333/orta-avrupaya-ozgu-sekillenen-bir-islam-icin-2.html

3- Sechs Thesen zum Islam in Deutschland

http://www.cdu2017.de/sechs-thesen-zum-islam-in-deutschland/

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Magazinavrupa.com
© Copyright 2013 Magazinavrupa.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haberler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Almanya haberleri