Taksit taksit demokrasi


Bu makale 2015-05-01 00:00:10 eklenmiştir.
Şefik KANTAR

T.C. Anayasasında 1995 yılında yapılan değişiklikle yurt dışındaki vatandaşların Türkiye’deki seçimlere katılma hakkı sağlandı. Ancak bu hakkın kullanımı bir dizi kanuni düzenlemeyi, alt yapı çalışmasını ve de en önemlisi siyasi iradeyi gerektirdiğinden uzun süre uygulanamadı. Siyasi sorumluluklarını yerine getirmek isteyen vatandaşlarımız görevlerini ancak sınır kapılarında, gümrüklerde yerine getirebildiler. Oy kullanmak için zaman ve para harcamak zorunda kaldılar.

 

Muhalefette iken bu konuda mangalda kül bırakmayan partiler, iktidara gediklerinde bu konuyu fazla önemsemediler, gündemin geri sıralarına ittiler. Göstermelik kanun ve kararlar ya uygulanamadı veya Anayasal gerekçelerle iptal edildi. 20 yılı bulan Anayasal hakka rağmen yurt dışındaki vatandaşlar, seçme haklarını en belirgin şekilde geçtiğimiz Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kullanabildiler. O da, önceden randevu almak suretiyle oy kullanmak gibi garabet bir uygulama ve insanlarımızın ikamet adreslerinden çok uzak merkezlere yönlendirilmesi suretiyle ancak gerçekleşebildi. Yaşanan tecrübenin ışığında hem iktidar kanadından hem de muhalefetten gelen yoğun itirazlar üzerine 7 Haziran seçimleri için bir takım yeni düzenlemeler yapıldı.

 

Yeni düzenlemeler içerisinde en önemli görüleni randevu sisteminin kaldırılmasıdır. Bununla Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde büyük hayal kırıklığına yol açan katılım düşüklüğünün de önüne geçileceği hesaplanmıştır. Bilindiği gibi 2014’teki Cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılım oranı % 8,32 gibi çok düşük bir seviyede kaldı. Yeni uygulama ile katılımın yüzde ellilere ulaşmasını bekleyen optimistler var. Yüksek katılım toplamda 3 milyona yaklaşan bir oy potansiyeline sahip yurt dışındaki insanlarımızın demokratik işleyişe önemli bir müdahalesi anlamına gelecektir. Ancak aday belirleme sürecinde ve kampanyaların devam ettiği süreçte gözlemlenenler yeni bir hayal kırıklığına hazır olmamız gerektiğinin işaretlerini vermektedir.

 

Aslında 3 milyonu bulan seçmen potansiyeli ortalama şartlar dikkate alındığında 25 civarında milletvekiline tekabül etmektedir. Ancak yurt dışı ‘ayrı bir seçmen bölgesi’ olarak ele alınmadığı için kullanılan oylar Türkiye genelinde dağıtılmakta ve illerdeki seçilenleri belirlemektedir. Ankara’da, İstanbul’da oy kullananlar oylarının hangi adayı meclise götüreceğini bilmektedirler, ancak yurt dışındakiler bunu bilememektedirler. Seçme yanında seçilme hakkının aktif biçimde gerçekleşmesini sağlayacak ‘yurt dışı seçmen bölgesi’ veya ‘türkiye milletvekilliği’ gibi bir uygulamalar olmadan bu hususun düzeltilmesi mümkün değildir ve bu olmaksızın seçimlere katılımı istenen seviyeye çıkartabilmek imkansızdır. Tabii bunlara ilaveten elektronik ortamda oy kullanma, mektupla oy kullanma gibi modern hayatın gerektirdiği yolları da işe katmayı unutmamalıyız.

 

Seçilme hakkının kullanılmamasından doğan açığı kapatacak ilgiyi toplamak için partiler yurt dışından kişileri Türkiye’nin değişik şehirlerinden aday gösterme yolunu seçmektedirler. Partilerin yurt dışında seçim kampanyası düzenlemeleri ve kabiliyetli, dürüst, çalışkan, tecrübeli kişileri aday göstermelerinin siyasete ilgiyi ve sandığa gitmeyi arttıracağı açıktır. Ancak bu konuda da vatandaşlarımız aday listelerinin açıklanmasıyla hayal kırıklığına uğramışlardır. Şöyle ki, yurt dışındaki oyları Türkiye’ye göre her zaman % 10 daha fazla çıkan Ak Parti, başta Avrupa’daki temsilcileri olmak üzere camianın önde gelen, bilinen, beğenilen isimlerine listesinde yer vermemiştir. Seçilebilecek bir sıraya Milli Görüş’ten Mustafa Yeneroğlu’nu, seçilmesi muhtemel bir sıraya ise solcu Ozan Ceyhun’u koymuştur. Aday belirleme sürecinde partinin Avrupa’daki uzantısı UETD (Avrupa Türk Demokratları Birliği)’nden aday adayları elenmiştir. Mustafa Yeneroğlu, camiaca bilinen, sevilen, kabul gören birisidir; ancak Ozan Ceyhun ismini tabana kabul ettirmek pek kolay görünmemektedir. Bu isim etrafında milliyetçi ve ülkücü kesimlerin medyada ve sosyal medyada ‘ülkücü katili’ söylemlerini yükselttikleri görülmektedir. Bu söylemler, tabanında bir hayli milliyetçiye sahip UETD içerisinde de rahatsızlık meydana getirmektedir.

 

CHP ve MHP’nin, yurt dışından seçilmesi mümkün adayları yoktur ve bunun büyük bir eksiklik olduğunu partililer de söylemektedirler. HDP ise, yurt dışından hayli iddialı isimlerle seçime girmektedir. HDP seçim barajını aştığı takdirde Turgut Öker, Feleknas Uca, Ali Atalan gibi siyasi tecrübeye sahip isimleri meclise taşıyacaktır ve yurt dışının sayıca en fazla temsil edildiği parti olacaktır. 3 milyona yakın seçmen kitlesine sahip yurt dışının HDP’nin yüzde onluk barajı aşmasına da önemli katkı sağlayabileceği hesaplanmaktadır.

 

 

 

 

Yurt dışındaki insanlarımızın, taksit taksitte olsa Türkiye’deki demokratik süreçlere iştiraklerinde bir ilerleme olduğu açıktır, ama kesinlikle yeterli değildir. Eşitlik ve adalet adına yapılması gereken işlerin başında, hemen seçimlerin ardından bir sonraki seçimlerde seçilme hakkının gündeme getirilmesi ve el birliğiyle bunun için çalışılması gelmektedir.

 

Şefik KANTAR

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Magazinavrupa.com
© Copyright 2013 Magazinavrupa.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haberler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Almanya haberleri