Siyasetin S’si


Bu makale 2015-03-24 23:37:11 eklenmiştir.
Şefik KANTAR

Türkiye büyük bir hızla Haziran’da yapılacak Milletvekilliği Genel Seçimleri’ne doğru koşuyor. Bu seçimde yurt dışında yaşayan insanlarımızın geçmiş seçimlere göre siyasî sürece katılımları yine yeterli olmasa bile eskiye oranla biraz daha fazla olacak. Anayasa’mıza girmesi nerdeyse yirmi yılı bulmasına rağmen bu hak hiçbir zaman tam ve mutlak olmadı. Geçtiğimiz Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ‘randevu’ gölgesi altında gerçekleşen seçme hakkı, bu seçimlerde nispeten daha rahat şartlarda gerçekleşecek, ama şimdiden söyleyebiliriz ki, yine de istenen seviyede bir rahatlığa kavuşmadan kullanılmış olacak.

 

Ancak en büyük eksiklik, seçimlerdeki teknik ve pratik zorluklardan ziyade verildiği söylenen hakkın sadece ‘seçme’ ile sınırlı tutulması, ‘seçilme’ hakkının hâla gasp ediliyor oluşudur. Nüfus itibariyle bakıldığında yurt dışından en az yirmi beş milletvekilinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’ne girmesi gerekirken, vatandaşlarımız ancak Türkiye’deki illerden seçime giren ‘tanımadıkları’ adayları Meclis’e taşımış olacaklar.

 

Gerçi partilere başta Almanya olmak üzere birçok ülkeden birçok aday adayının başvuru yaptığı biliniyor. Kimlerin adaylık statüsüne ulaşabileceğini ancak 7 Nisan’dan sonra öğrenebileceğiz. Bu noktada adaylık süreci ne şekilde olursa olsun yurt dışından başvuru yapan adayların otomatikman dezavantajlı konumda olduğu açıktır. Mülakat yoluyla kendilerini kabul ettirmek zorunda olanların da ön seçim engelini aşmak zorunda olanların da ‘bilinme ve tanınma’ eksiklikleri söz konusudur. Yani seçimlere diğer rakiplerine göre bir hayli geriden başlamaktadırlar. İpi göğüslemeleri liderliğin insafına bağlıdır.

 

Halbuki yurt dışı belirli seçim bölgelerine bölünseydi ve Türkiye içindeki illerdeki gibi bu seçim bölgelerinde bir adaylık yarışı yapılsaydı, durum daha adaletli olacaktı. Bunun çözümünün uzun zamandır konuşulan ‘Türkiye Milletvekilliği’ gibi bir formülde yattığı biliniyor. Ancak nedense siyasîler her seçimden sonra hatırladıkları bu metodu, seçimler yaklaştığında unutuyorlar. Türkiye’de yaşayanlar kendi illeri için uygun gördükleri kişileri seçerken, yurt dışındakilerin oyları kendileriyle uzaktan yakından alakası olmayan kişilerin Meclis’e girmesini sağlıyor.

 

Yurt dışından aday gösteren siyasî partilerin seçim propaganda döneminde ‘işte sizin adayınız’ yollu iddialı konuşmalar yapacaklarını şimdiden tahmin etmek güç değil. Ancak bu adaylardan hangisinin gerçekten ‘bizim adayımız’ olduğunu da 7 Nisan tarihinden sonra göreceğiz. Aday adaylığı sürecinde yaşanan çekişmelere, didişmelere, ayak oyunlarına bakıldığında bile görülmektedir ki, 50 yıldan fazla bir süredir Batı tarzı demokrasinin yürürlükte olduğu ülkelerde yaşayan ve önemli demokratik gelenek birikimine sahip insanlar, esasları iyi belirlenmemiş bir siyaset üslûbu nedeniyle akla hayale gelmeyen bir çekişme ortamının içine sürüklenmektedirler.

 

Bazı örnekleri medyada yer alan bu hır gürün sebebi siyasetin s’si olarak insanlarımızın kafasına kabiliyet, bilgi ve tecrübe birikimi, siyasi ehliyet, kararlılık ve çizgi vs gibi olmazsa olmazların yerine, tepeden inmecilik, adam kayırma, devşirmecilik, torpil, ayak kaydırma vs gibi olmaması gereken hususiyetlerin sokulmasıdır. Bu durumda, siyaset arenasında prensiplerin ve toplumsal gayelerin ön planda yer aldığı siyasi mücadele yerine şahsî menfaat teminine ve iktidar hırslarını tatmine yönelik çekişme ve kavgalar ön plana çıkmaktadır.

 

Yurt dışındaki insanlarımızın seçme sürecine dahil edilişi ve buna bağlı olarak seçilme sürecinde de yer almak isteyenlerin artması, Türkiye’de siyaset sahnesinde yaşanan bazı hastalıkların yurt dışına transferine yol açmaktadır. Siyasi partilerimiz eğer uzun vadeli huzur, sükun ve istikrar istiyorlar ise şimdiden bunun önüne geçecek tedbirlere yönelmelidirler.

 

Bu hususta mevzuat hükümlerini de göz önünde bulundurarak yapabileceğimiz ilk teklif, siyasi partilerin yurt dışındaki ‘tabanları’ halindeki dernek, parti temsilciliği gibi organlara müracaat etmeleridir. Bu tutum, siyasetin daha derli toplu, düzenli, disiplinli yürütülmesi yanında yurt dışındaki sivil toplum kuruluşu ve siyasi oluşumlarımızın daha ciddiye alınmalarına da yardım edecektir.

 

Herhangi bir siyasî partimizin, yurt dışında iş birliği içerisinde olduğu veya bizzat yönettiği kuruluşlar varken, başka arayışlara yönelmesi, başka merkezlerden adaylar göstermesi kendi varlığını inkâr anlamına gelecektir. Partilerimizin bu hatalara düşüp düşmeyeceğini de hep birlikte kısa sürede göreceğiz.


 

Şefik KANTAR

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Magazinavrupa.com
© Copyright 2013 Magazinavrupa.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haberler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Almanya haberleri