"Camiye iltica" olmaz, camiler mültecilere açılamaz!


Bu makale 2015-02-23 00:00:19 eklenmiştir.
YAZI-YORUM - Ali KILIÇARSLAN

Almanya’da son günlerde „kiliseye iltica (Kirchenasyl) var, camiye iltica (Moschee-Asyl) da olabilir; camiler de kiliseler gibi kapılarını mültecilere açabilirler“ şeklinde seslendirilen yaklaşım ne kadar doğru?

Burada iki farklı konu birbirine karıştırılıyor. Almanya’da var olan kiliseye iltica edebilme pratiği, sanki mülteciler Almanya’ya geldiklerinde hemen çoluk çocuk kiliseye sığınabiliyorlarmış gibi algılanıyor ve yansıtılıyor.

 

Halbuki, uygulama çok farklı; „kiliseye sığınma“, hukuki yollar tükendikten sonra sınır dışı edilmemek için mültecilerin avukatları ve kilise temsilcileriyle ortaklaşa başvurduğu en son seçenek ve koordineli olarak yürüttükleri bir süreçtir. Kiliselerde sığınma hakkı sağlanan mülteciler geçici olarak sınır dışı edilmekten kurtulurlar. Kilise iltica hakkı tanıyamaz, yani kilise hak tanımıyor, sadece geçici bir süre barınma imkanı sağlıyor. Bu durumda kiliseler, barınma inkanı sağlananların tüm sorumluluklarını da üstleniyorlar.

 

Alman Anayasası‘nda kiliseye sığınma hakkı yer almıyor, fakat böyle bir gelenek var. Kiliseler bu geleneği Anayasa’nın 4’üncü, 16a ve 140’ıncı maddelerine dayanarak „kamu tüzel kişisi“ sıfatıyla kullanıyorlar. Bu girişimleriyle ötekini sevme, bir başka deyişle yardımseverlik örneği sergiliyorlar. Bu süre içinde işlemlerin yeniden başlatılması ve/ya yeniden incelenmesi için hukuki çalışmalar yapılıyor.

 

http://www.kirchenasyl.de internet sitesinde yer alan bilgilere göre Almanya’da 20 Şubat 2015 itibariyle, 125’i çocuk olmak üzere toplam 411 kişinin kiliseye iltica ettiği görülüyor.

Kiliselere sığındığı için geçici olarak sınır dışı edilmekten kurtulan mültecilerin üçte ikisinin Dublin Antlaşması kapsamına girdiği belirtiliyor.

 

Ancak bu gelenek, tam bir koruma da sağlamıyor. Almanya’da polis, Şubat 2014’de Augsburg’da bir baskın yaptı ve dört çocuğu ile kiliseye sığınan bir Çeçen kadını alarak Polonya’ya sürdü.

 

Kiliseye iltica gibi bir süreç, yani „camiye iltica“ pratikte mümkün değil. Camiler mevcut statüleri gereği mültecilere korunma imkanı sağlayamazlar! Çünkü;

Bir: Camiler, kiliseler ile aynı hukuki konuma sahip değiller! Camiler, sadece „tescilli dernek“, kiliseler ise „kamu tüzel kişisi“ statüsündeler.

İki: Camilere polis baskın yapılabiliyor. Fakat, çok zorunlu olmadığı sürece polis, kiliselere ve kiliselere bağlı kurum ve kuruluşlara baskın düzenleyemez, kiliselerin dokunulmazlığı vardır.

Üç: Camiler, „illegal“ konumdaki insanlara kapılarını açtığı an, suçlu duruma bile düşebilirler.

Dört: Camilerin fiziki yapısı mültecileri barındırmaya hiçbir açıdan müsait değildir.

Beş: Camiler, kiliseler gibi hastane, okul, çocuk yuvası, gençlik, yaşlılar yurtları ve benzeri kurum ve kuruluşlara da sahip değiller. Sadece bazı camilerin birkaç kişiyi barındırabilecek misafirhanesi var.

Altı: Camilerde günde beş vakit namaz kılınıyor ve özellikle Cuma günleri yer sıkıntısı yaşanıyor. Ayrıca, ağırlıklı olarak hafta sonlarında olmak üzere hafta içinde de farklı çalışmalar yapılıyor. Mültecilere kapılar açıldığı gün, bütün çalışmaların durdurulması gerekir.

 

 

Ancak camiler, kiliseler ile yasal olarak eşit konuma ve duruma geldiklerinde, „camiye ilticayı“ yeniden tartışabiliriz.

 

Ali Kılıçarslan

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Magazinavrupa.com
© Copyright 2013 Magazinavrupa.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haberler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Almanya haberleri