Toplumun ürünü sokak çocukları ve meskensizler...


Bu makale 2015-02-02 01:51:54 eklenmiştir.
GÜNDEMİN NABZI - Muhsin CEYLAN

Havaların soğuması ile birlikte sokakta yaşayan evsizleri daha yoğun düşünmemek mümkün mü? Almanya’da, en güncel istatistik rakamlarına göre 16,2 milyon kişi yoksulluk ve toplum dışına itilme tehlikesi ile karşı karşıya. Bu insanlar fakirlik ve buna bağlı olarak da toplumsal yaşamdan uzak bir halde yaşıyor. Avrupa Birliği rakamlarına bakıldığında da, her 4 kişiden biri yoksulluk sınırında yaşıyor.

 

İstatistiklere göre kadınların erkeklere oranla daha fazla yoksul oldukları görülüyor. 18- 64 yaşları arasındaki kadınlar, yüzde 17,7’lik oranla aynı yaş grubunda oranları yüzde 16 olan erkekleri fakirlikte geçmiş gözüküyor. Emekli yoksul kadınların oranı yüzde 17’lerde seyrederken, bu oran, erkeklerde yüzde 13, tek başına çocuk yetiştirenlerde yüzde 35,6. Yalnız yaşayanlarda fakirlik oranı ise  yüzde 33. Almanya’da, 285 bin evsiz barksızların yüzde 22’sini 25 yaş altı gençlerin oluşturduğu göz önüne alınırsa, durum çok ciddiden de öte vahim demektir.

 

Şehrimiz Aachen’ın çeşitli noktalarında sizlerin de görüp yaşadığı gibi, sokaklarda yaşayan insanların sayısının her geçen gün artığı dikkat çekiyor. Bunun sosyopolitik, sosyopsikolojik sebepleri ciddi analizlere muhtaç. Eyaletimiz Kuzey Ren Westfalya’da, meskensizlerin sayısı resmi rakamlara göre 20 bin. Bu rakamın dörtte üçü erkek, her on kişiden biri de 18 yaş altı. Almanya genelindeki sokak çocuklarımızın sayısı ise 22 bin.

 

Politik akıl ile bürokrat oligarkın sistemden beslenen maaşlı ilim insanlarının da desteğiyle Almanya’nın evsizler sorununun ciddi soyal bir problem olarak algılanmaması için kullandığı yöntem; kelime oyunu. Evsizlik gerçeği ve tabiatını gizlemek için (Obdachlose) kavramı yerine, konut krizi (Wohnungsnotfall) sözcüğü kullanılıyor ısrarlı olarak. Kimlerin evsiz sayılması tartışmaları yapılırken, belli bir sürenin altında evsiz kalanlar, arkadaşlarının yanında, otellerde veya devletin sağladığı odalarda yer bulabilenler, ‘’evsizler’’ tanımının dışında tutulmaya çalışılıyor. Bu karartma girişimleri, Almanya’daki ‘evsizler’ ve ‘sokak çocukları’ gerçeğinin üzerini örtemiyor. İster mahalli ister eyalet politikacılarımızın nesnellikten mersah fersah uzak laylaylom açıklamaları, mevcut meskensizlik problemi ve sokaklarda yaşayanlar sıkıntılarımızı çözemiyor. Bu insanların ‘normal’ hayata yeniden dönebilmelerini sağlayacak uygulamalar yok denecek kadar az ve etkisiz. Mevcut kanunlar adeta işi daha da zorlaştırıyor. Meskeniniz yoksa iş bulamıyorsunuz, işiniz yoksa ev kiralama imkanınız da adeta sıfır. Yani mızrak çuvala sığmıyor…

 

Evet, sokaklarda kaybolan nice hayatı yazmak tek makalede mümkün değil. Hem tuzu kuru olanların da, böyle bir yazıyı sonuna kadar okuyacaklarını beklemiyorum. Çünkü bizler, bizleri rahatsız eden olaylara gerçekte yokmuş gibi yapma alışkanlığı olan bir kültürel havzadan geliyoruz ve bu alışkanlığımızı da ısrarla sürdürüyoruz...

 

Ayrılmış çiftlerin, ana-babanın sorumsuzluğunu çekenlerin, sadece maddi imkanlar sunmakla görevini yerine getirdiğini sanan biz ebeveynlerin gerçeği: Sokak çocukları… Modernlik adına gittikçe küçülttüğümüz evlerimizden, algılarımız gibi daralttığımız mekanlarımızdan uzaklaşmak, sıfır noktasına getirdiğimiz komşu akraba ilişkilerimizle mevcut hale gelmek zor olmuyor neticede.

 

Sevgiyi, merhameti yani şefkati, ilgiyi sokakta arayanların varlığı bizleri rahatsız ettiğinde, kendimizden bir parça görürüz belki onları. O dışarıdaki hayatı yeğleyenlerin varlığından çok, bunu görmezden gelenler, bilip de kafasını kuma gömenler ve uykuları kaçmayanların varlığı korkutuyor insanı. Bu sorun; kaldırımların, soğuk betonların, kuytu zeminlerle, AVM’lerin havalandırma ızgaralarının verdiği sıcaklığı veremeyen bizler, toplumun bireylerinin sorunu.  Sizleri bilmem ama sokakları mesken edinenlerin hızla artması endişelendiriyor beni. 

 

Uyuşturucunun, alkolün esiri olup kucağında debelenenler, sadece ondan keyif almak istediklerinden mi, yoksa birşeylerden korktuklarından ona mı sığınıyorlar… Ona alışma süreçlerinin ilk basamakları geniş analizlere muhtaç. İrade zayıflığıyla hayallere kanmak, kötü çevreye sahip olmak ve kötü arkadaş edinmek, kaybedeceği bir şeylerin olmamasına mı inanmak… Sokakların ıssız mekanlarını kendilerine mesken edinenler, karton ve kağıtlardan kurdukları o evlerinde, sıcaklığını bulamadıkları dünyalarını mı yaşıyorlar acaba, ne dersiniz?

 

Kısaca da olsa, uzun ve soğuk kış günlerinde evsizleri hatırlatmak istedim bu yazıyla. Özel dikkate gerek yok onları görmemiz için. Onları karartı bir yerde, bir bankta sere serpe değil, kimsenin bakışına aldırmadan, belki o vakte dönmenin istemiylemidir bilemiyorum, anne karnındaymış gibi büzüşmüş uyurken görebiliriz . Veya kuytu bir yerde elinde şişesiyle, kirli ve kokan bir halde de karşılaşabiliriz. Kabul etsek te etmesek te, onlarla beraberiz gerçekte…

Refah düzeyi yüksek, disiplin ve kurallar ülkesi her yıl ihracat rekorları kıran Almanya‘da, bu kadar evsizin olması doğrusu çok ama çok düşündürücü. Sahi, neyi yanlış yapıyoruz?. Aile kurumunun değersizleştirilmesinin sonuçlarından biri mi bu yaşadıklarımız? Yoksa, sanayileşirken nesneleştirdiğimiz aslında özne insan mı? Bu evsizleri ‘ev’lendirmenin bir yolunu beraberce mutlaka bulmalıyız, buna mahkumuz…

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Magazinavrupa.com
© Copyright 2013 Magazinavrupa.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haberler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Almanya haberleri