TUĞÇE’nin idealini yaşatmak...


Bu makale 2014-12-03 03:05:00 eklenmiştir.
GÜNDEMİN NABZI - Muhsin CEYLAN

Burada doğdu, burada büyüdü. Kreşten başlayıp okullarına gitti, üniversiteli oldu. Gelecekle ilgili hayalleri vardı. Akranlarından çok farklıydı. Öğretmen olup, yetiştireceği çocuklarla daha yaşanır bir toplumun inşasına katkıda bulunmak istiyordu. Evlenecekti, anne olacaktı. İnsan silüetindekiler Tuğçe’nin bu hayallerini çaldılar.

 

Bir arkadaşının doğum günü kutlamasının ardından gittikleri bir restoranın kadınlar tuvaletinde tacize uğrayan henüz reşit olmayan 14 yaşlarındaki iki Alman kızının imdat çağrılarına koşup onları tacizcilerinin elinden kurtaran Tuğçe Albayrak ismini duymuş olmalısınız.

 

Her birimizin son sürat anonimleştiği ve egoistleştiği günümüzde, başkasının uğradığı bir haksızlığa, hele de hiç tanımadığı biri veya birilerinin uğradığı saldırıya, tacize müdahale eden kaç kişi çıkar?  ‘Benim’ diyen erkeklerin bile karışmaya çekindiği bir şiddet olayını, 22 yaşında genç bir kızın üç ‘erkeğe’ karşı müdahelesini tasavvur edebiliyor musunuz?  Hem de hayatını ortaya koyarak...

 

Tuğçe, Albayrak ailesinin üç çocuğunun en küçüğü ve ailenin tek prensesiydi. Tuğçe, yardıma koşmasıyla inanılmaz bir kahramanlık sergiledi. Onun bu kahraman tavrı Tuğçe’yi bir anda Almanya gündeminin ilk sırasına taşıdı.  Adı güzel, tavrı güzel ve kendi güzel Tuğçe, artık bu cesur yürekliliğiyle kazındı zihinlere. Tuğçe denildiğinde “Cesur Yürek”, “Cesur Yürek”,  denildiğinde aklımıza geleceklerden ilki Tuğçe olacak.

 

Tuğçe, bizim kızlarımızdan biriydi. Yaşadığı şehircikte sıcak kanlılığı, asli yerlisi yeni yerlisi herkesin derdine derman olmaya koşmasıyla bilinen yardım severliğiyle adeta bir semboldü. Onun olduğu yerde yüzler gülerdi, sıkıntılar unutulurdu.. Gözleri ışıl ışıl hep mutluluk saçıyordu. İnsanlığın mutluluğu adına, kardeşlik barış için idealleri vardı. Paylaşmak, asla ihmal etmediği şiarıydı. Arkadaş, dost dendiğinde akan sular dururdu. Topluma aktarabileceği değerleri olduğuna inandığından öğretmenlik okuyordu. Daha geçenlerde zorlu bir sınavını geride bırakmıştı. Geleceğe dair hayalleri, idealleri olan Tuğçe’nin öğretmen olmasına sadece bir buçuk yılı kalmıştı.

 

O kahpe yumruğa maruz kalıp sonucunda aramızdan ayrılmasaydı, okul sıralarındaki kendisi gibi melek yüzlü öğrencilerine örnek olup, “Yılmak yok. Bıkmak yok. Vaz geçmek ise hiç yok. Azmi elden bırakmaksa asla yok. Sizler de hayallerinizi,ideallerinizi gerçekleştirebilirsiniz. Yaşanan sıkıntılarda çaresiz değil, çare sizsiniz” mesajı verecek, hem de onların önünü açmak için rehber olacak, mihmandarlık edecekti... 

 

Karşılaşılan en küçük bir engelde, kolaycılığı tercih edip göçmenlik psikolojisine sığınan genç kuşakların Tuğçe gibi tarifi kelimelere sığması zor iyi örneklere ihtiyacı var. Tuğçe de bir emekçi kızıydı ve ailesinin onlara kariyer yaptırmak için nasıl çırpındığının şahidiydi. O, toplumun en altlarından üstlere yükselmenin, tırmanmanın ne kadar zor olduğunu da iyi biliyordu. Hiç ihmal etmediği adillik özelliği onu, tüm zorluklarına rağmen eğitimde adalet ve eşitlik için mücadeleye yönlendirmişti.

 

Ve 15 Kasım. Dokuz arkadaşıyla doğum günü kutlamanın akabinde acıkınca Mc Donalds’a giderler. Birşeyler atıştırırken,  bayan tuvaletinden çığlıklar gelmeye başlar. Restoran görevlileri üç maymunu oynar. Polis de çağırmazlar. Çığlıklar artınca Tuğçe, erkekler bile sessizliği tercih ederken, aşağıya inip tuvaletteki taciz olayına müdahale eder. Kızlar tuvaletine girip iki kız çocuğunu taciz eden üç ‘erkeğin’ karşısına kapı gibi dikilip, kızları kurtarır.

 

Tacizci Sırp kökenli üç ‘genç’, Tuğçe’nin kararlı müdahelesini gören iki gencin de devreye girmesiyle restorandan dışarı atılırlar. 14 yaşlarındaki iki Alman kızı Tuğçe’nin devreye girmesiyle tacizden kurtulmuşlardı. Tuğçe ve arkadaşları bir süre daha kaldıkları restorandan eve dönmek üzere dışarı çıktıklarında kıyamet kopar... Tuğçe’ler bunu düşünmemişlerdi. Üç tacizci, hayvani eylemlerine müdahele edilmesini ‘gurur’larına yediremedikleri için dışarıda pusuda onları bekliyorlardı. Tek hedefleri intikamdı. Kahpeliklerine müsade edilmeyince bu defa kahpece saldırdılar. Böyle bir saldırıyı beklemeyen Tuğçe, aldığı tek yumruk darbesi ile yere serildi. Olay yerine gelen cankurtaran ekibi, müdahale etse de beyin kanaması başlamıştı. Haksızlığa isyan eden kahraman Tuğçe kız, hastaneye kaldırıldı ama komadan çıkamadı ve doğum günü olan yaşasaydı sözleneceği gün 28 Kasım’da bizlere veda etti...

 

Bir aile için ne zor bir imtihan olduğunun farkındayım. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Melek yüzlü   Tuğçe’nin anne ve babasının yüreğindeki yangını hissetmeye çalışsakta, esas yangın Albayrak Ailesinin sinelerinde, evinde yaşanıyor. Rabbim hepsine sabr-ı cemiller versin. Tuğçe’nin daha iyi bir birlikte yaşamın inşaası için, göçmen kökenli öğretmenlerin yetişmesi ideali vardı. Şimdi bizlere düşen; Tuğçeyi unutulmaz kılmak  ve yaşatmak için bu ideale sahip çıkmak, tacizcilerin yaptıklarının yanlış olduğunu iş işten geçmeden anlatmak, öğretmek. Akademik olarak öğretmenliğine çok az kalmıştı fakat tacizcilere karşı şerefli tepkisiyle, medeni duruşuyla çoktan gönüllerin öğretmeni olmuştu bile... 

 

Henüz 22 yaşında. Ömrünün baharını dahi görmeden yani güz gülü gibi 23. doğum gününde aramızdan ayrılan Tuğçe’ye Allah’tan rahmetler dilerken, mekanının cennet olmasını niyaz ediyorum... 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Magazinavrupa.com
© Copyright 2013 Magazinavrupa.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haberler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Almanya haberleri