CDU yabancı dostu bir partiye dönüşür mü?


Bu makale 2014-10-30 15:04:05 eklenmiştir.
Şefik KANTAR

Geçtiğimiz günlerde Berlin’de Başbakan Angela Merkel, tamamına yakını yabancı kökenli 500 kişiyle yapılan Hıristiyan Demokrat Partisi - CDU’nun yabancılara açılım kampanyasının başlangıcı sayılan konferansta önemli sözler söyledi.

Yabancıların gönlünü çelmek için çok ustaca seçilmiş sözlerden en dikkat çekeni hiç şüphesiz eski cumhurbaşkanı Christian Wulff’un başını yiyen ‘İslam Almanya’ya aittir‘ cümlesi idi. Camilere yapılan saldırıların Almanya’nın temel değerlerine saldırı olduğunu vurgulayan Merkel, son günlerin gündemini oluşturan radikal müslümanlar konusunu da ‘her toplumda böyleleri olabilir‘ diyerek geçiştirme yolunu seçti. Bu arada kendisini video mesajıyla tehdit eden bir radikal islamcıya karşı islamî kuruluşların kendisine sahip çıkan tutumunun da önemli bir sinyal olduğunu ifade etti.

Merkel bu sözlerle birlikte, ‘uyum politikasında geçmişte biz de bazı hatalar‘ yaptık beylik cümlesini de kullanarak kendisini dakikalarca ayakta alkışlayanların gönüllerine su serpti. Tüm bu süslü detaylara rağmen konuşmanın ve programın tamamına baktığımızda ‘Batı cephesinde yeni bir şey yok‘ diyebiliriz.

Aslında program, yabancılar ve bilhassa Türkler konusunda hiç bir eksen değişikliğine gitmeyen CDU’nun, Sosyal Demokrat Parti - SPD’de hayalkırıklığına uğrayan, Yeşiller Partisi’nde aradığını bulamayan çaresiz ve ümitsiz Türkleri partiye biraz daha yaklaştırma ve yamama maksadı ile düzenlenmiş bir etkinlikti. Sevindirici yanı, sadece ‘Türklere karşı imza‘ kampanyalarından daha değişik ve müspet görünen bir kulvara geçilmiş olmasıdır.

Almanya’daki bizlerin pek farketmediği en önemli nokta ise, artık ‘yabancılık‘ olgusunun milliyet değil, din ekseni üzerinden ele alındığı gerçeğidir. Berlin’deki program her ne kadar ‘göçmenler‘ için idiyse de, muhatap büyük ölçüde Türk kökenliler ve onların da sünnî olanları idi. Almanya, yabancı terimi ile tanımlananları büyük bir ustalıkla‚‘medeniyetler çatışması‘ anlayışının gereği olarak ‘müslümanlar’a indirgemeyi ve dönüştürmeyi başardığı gibi, onları mezhep ve meşreperine göre bölmeyi de başardı.

Artık ‘yabancı‘ dendiğinde akla gündemdeki yeri kolayca savaş, terör, baskı, uyumsuzluk, saldırganlık gibi konularla özdeşleştirilecek ‘sünni müslümanlar‘ gelmektedir. Bunların içinden, bahsedilen yaftalamaların dışında olduğunu ispat gayretindekiler CDU politikalarının baştan sona savunucusu ve uygulayıcısı olarak kullanılacaklar, dinî değerlerini yaşatma gayretindekiler ise köktendinci, aşırı, fanatik, millî görüşçü, bozkurt, uyumsuz gibi yaftalamalarla partiden uzak tutulacak ve şamar oğlanı muamelesiyle toplumdan da dışlanacaklardır.

Aslında bu, CDU’da uzun zamandır yürürlükte olan bir uygulamadır. Yıllardır CDU saflarında yer alan bir çok isim, kendilerini aktüel duruma göre alevi, ermeni, musevi, kürt, yezidi diye adlandıran medya destekli küçük militan grupların ‘bu milli görüşçüdür, bu ülkücüdür, bu köktendincidir‘ şeklindeki ihbar, iftira ve yönlendirmeleri ile dışlanmakta, görevden alınmakta, ihraç edilmektedir. CDU’nun yabancılar açılımının bu yanlış tutumları durduracağını söyleyebilmek için uygulamaların seyrini beklemek gerekiyor.

Merkel’in duygulandıran sözlerinin hemen ardından CDU’nun sözünü esirgemeyen milletvekillerinden Erika Steinbach’ın söyledikleri ise, aslında gelecekte de bir şeyin değişmeyeceğinin işaretlerini vermektedir. Steinbach sosyal medyadaki paylaşımlarında Kur’an-ı Kerim’i kadın dostu olmamakla, dolayısıyla insanî olmamakla suçlayıp, ‘mesele islam dostluğu değil insan dostluğudur‘ diyerek, Almanya’daki klasik islam düşmanlığına yeni bir boyut getirdi ve buna da yabancı dostu (!) CDU çevrelerinden bir tepki gelmedi.

CDU, bir Alman partisi olarak elbette kendi anlayışı, inancı, tüzüğü, politikası istikametinde ülke için yararlı politikaları üretebilir, savunabilir, yürütebilir. Zaten siyasi partiler bunun için vardır. Bizim insanlarımız arasından da o idealleri kendisine uygun bulup partiyi destekleyen, partide yer alan hatta yöneticilik yapanlar çıkabilir. Ki bilindiği gibi CDU saflarında politika yapan, değişik kademelerde yer alan, bakanlık dahil çeşitli görevlere gelen bir hayli isim vardır.

 

 

Ancak şurası unutulmamalıdır ki, CDU’da veya bir başka Alman partisinde ancak o partinin politikalarını hayata geçirmek, onlara katkı sağlamak için bulunabiliriz; yoksa o partiyi yola getirmek, hizaya sokmak, değiştirmek, düzeltmek gibi safsatalarla ancak kendimizi kandırırız. CDU’nun yabancı dostu bir partiye dönüşebileceği var sayımı da bu kandırmacalardan birisidir.

 

Şefik KANTAR

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Magazinavrupa.com
© Copyright 2013 Magazinavrupa.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haberler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Almanya haberleri