Yeniyurtta nesne değil, özne olmak!

Politika ve politik akıl, Almanya’nın göç ülkesi olduğunun gereklerini söylemde değil, eylemde oy kaygısına düşmeden hayata geçirmelidir...
Bu makale 2014-07-11 00:13:48 eklenmiştir.
GÜNDEMİN NABZI - Muhsin CEYLAN

Yazılarımızı okumaya değer görüp, takip edenler bilir: Bizler, Almanya’nın tartışmasız yeni yerlileriyiz. Peki, çoğunluk toplumuyla birlikte yaşamda bu yeni yerliliğin yansımaları nasıl? Bu sorunun cevabı, Fransız Milli Takımı oyuncularından Kerim Benzema’nın şu çok basit gibi görünen, ‘’Gol atarsam Fransızım, atamazsam Arabım’’ cümlesinde yatıyor. Bu cümle, çoğunluk toplumunun göçmen asıllılara bakışını özünü ifade ediyor. Yeni yerlilerin kabul görmelerini, salt başarıya endekslemek yani kâr zarar açısından bakmak, insani değil ticari bir ilişkidir. Matematiksel bir yaklaşımdır ki, bu da sosyal hayatta ayrıştırmadan başka bir işe de yaramaz. Bu yaklaşımın ne yakın, ne orta ne de uzun vadede sıhhatli olduğunu söyleyebilecek bir tek sıhhatli akıl sahibi yoktur.

 

Oldukça uzun Ramazan günlerinde sizleri sıkmamak için konuyu daha da derinleştirmeyi nasip olursa ileriki yazılara bırakarak, aklımdaki;  Avrupa’da yaşayan Türk gençleri bilhassa sosyal medyadan takip ettikleri veya yılda bir kere gittikleri ailelerinin anavatanlarına mı, yoksa sürekli yaşadıklar ülkeye mi odaklanmalı? sorusunu konuşalım istiyorum. 

 

Bazılarınızın, ‘’ ailelerinin anavatanlarına’’ tanımıma itiraz etmesine şaşırmam. Şimdilik bu itirazın realist değil, tamamen duygusal olduğunu söylemekle yetininip, devam edelim.

 

Sorumuz hem çok basit hem de çok zor. Bu kendimizi tanımlamamızla alakalı. Kültürel kimliğimizle ilgili.

Nereye odaklanmalı sorusuna yaklaşım çeşitleri;

Bir yandan anavatana.

İçinde yaşanan ülkeye.

Veya her ikisine de.

Almanya’da yaşıyorum ama ruhum Türkiye’de.

Sakince düşünce, odaklanmamız gereken yer; nerede yaşıyorsak ve hayatımızı kurmuşsak ora olmalı. Köken olarak ait olunan ülkeyle manevi ve kültürel bağlar, kesinlikle koparılmamalı. Peki, bu bağlar tükettiğimiz hayatta duysallığın dışında nerede ve nasıl? En basit örneği; Türkiye’de yapılan izinlerin şekli ve ona yüklediğimiz mana. Sakince izinlerimiz neden oluştuğunu düşünelim.

Aslında  ülkeleri birbirine tercih etmekten aah bir vazgeçebilsek! Yaşanan ülkeyle daha fazla ilgilenmek işin tabiatı gereği ama bize baktığımızda görünen resim hepimizin malumu.

İçind eyaşadığımız toplumda varlığı daha verimli ve sağlıklı bir şekilde sürdürebilmek odaklanmadaki yoğunluğa bağlı değil mi?

 

Birinci kuşak, sürekli olarak bir zaman sonra geriye dönmeyi düşünüyordu. Artık onlarda genelde torunları terkedip gidemiyorlar. Genç kuşaklar ise sosyalizasyonlarını gerçekleştirdikleri burada iki kültürde büyümelerine rağmen başka bir ülkede yaşamayı düşünemiyorlar bile. İnanmayanlarımız, uzağa gitmeden kendi çocuklarımıza herhangi bir yönlendirme yapmadan soruversinler. Bu kuşak artık ‘uyum’  ve ‘asimilasyon’  kavramlarını haklı olarak duymak istemiyor. Zaten bunlar onlara da uymuyor. Onlar oldukları gibi toplumla beraberce yaşamak istiyor. Fakat, çoğunluk toplumu bu gençleri gerçekten ne kadar tanıyor veya tanımak istiyor? Birlikte geleceğimizin şekli bu cevapta yatıyor. Esas baba soru bu. Bu iki kültürlü kuşakların tam kabul görerek birlikte yaşamı Almanya için büyük bir şanstır. Saçma, ‘başöğretmen- öğrenci’  yani tepeden bakmacılığı   terkedebilirsek, birbirimizden çok şeyler öğrenebiliriz. Peki, çoğunluk toplumu buna niyetli mi, yoksa, bir türlü net bir şekilde söyleyemediği ‘’uyum’ sağlamalıdırlar’’ diye, örtülü olarak ‘’siz buraya ait değilsiniz’’ciliğe devam mı edecek?

 

Türk asıllı akademisyen gençlerin Almanya’yı neden terkettiklerini derinlemesine düşünmeli çoğunluk toplumu ve politik akıl. İkinci kuşağın da bir şekilde kapağı Türkiye’ye atmak için yollar araması çoğunluk toplumunu hiç mi hiç ilgilendirmiyor. Dikkat edersek, bu kuşaklar, kabul gördükleri toplumla ya birlikte yaşamak istiyorlar, ya da birlikte yaşayabilecekleri ülkelere göçüyorlar. Çoğunluk toplumu, göçmen asıllı genç kuşakları 50 yıl sonra kıytırık ve komikten de öte ‘hoşgeldin kültürü’ lakırtısı değil, gerçekten kucaklayıcı adımlar atmalıdır. Aksi halde, ötekileştirici, dışlayıcı, horlayıcı ve tepeden bakan tavırlarla bu kuşağın Almanya’ya aidiyet kesbetmesi mümkün değildir. Politikacılarımızın anlata anlata bitiremedikleri Amerika veya Canada’daki gibi aidiyet örnekleri Almanya’da 50 yılda gerçekleş(tirile)miyorsa, sebeplerini ülke politik aklı düşünmeli ve bu konuyla ilgili tekliflere kulak kabartmalıdır.

 

Uyum aşağı, asimilasyon, yozlaşma yukarı. Geçmeliyiz artık bunları. Almanya’nın göç ülkesi olduğunun gereklerini söylemde değil, eylemde oy kaygısına düşmeden hayata geçirmeliyiz. Yoğun olarak yaşadığımız iftar etkinliklerine misafir olan politik simalar, ‘’İslam da bizim eyaletimize aittir’’deme yarışına girdiler bu yıl. Bu kulağa hoş gelen iafedelerin günlük hayatta ete kemiğe büründürülmesi için gerekli adımları atması gerekenler de bu yarış cümlesini söyleyenler. Evsahipleri, bu cümle sahiplerinin kulaklarına eğilip, ‘’ Dediğiniz çok güzelde, 35 bin mensubu bulunan Ahmediye Cemaati’ni resmi olarak tanıyan politika,  3 milyon mensubu olan İslam’ı tanımamada ısrar ediyor. Her defasında garip gerekçeler öne sürerek, bu süreci hep öteliyor. Bunu nasıl açıklayacağız?’’  diye sakince ve kibarca sorup, gelişmelerde nesne değil, özne olmak istediğimizi hatırlatmalı ve gidişatın da farkında olduğumuzu hissettirmeli... 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Magazinavrupa.com
© Copyright 2013 Magazinavrupa.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haberler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Almanya haberleri