Seçim analizi


Bu makale 2014-04-01 15:35:50 eklenmiştir.
Şefik KANTAR

Türkiye çok çekişmeli bir seçimi, geçmiş seçimlerle kıyaslandığında kayda değer önemde hadiseler yaşanmadan bitirdi. Bu, her türlü iç ve dış saldırıya, kavgaya daima hazır partilere, liderlerine dinlerine bağlılıklarından daha bağlı militan siyasetçilere, gazeteciliği bir yana bırakıp partilerin vurucu gücü haline gelmiş gazetecilere rağmen milletimizin sağ duyusunun eseridir.


Seçim öncesinin hır gürü içerisindeki iddia, itham, tahmin ve kehanetler bir kenarda kalırken, Türkiye bu seçimle neyi söylemiş oldu, ileride bizi bekleyenler neler olabilir, kısaca bunlara değinmek istiyorum.


Alınan sonuçlar itibarı ile, Ak Parti ve Recep Tayyip Erdoğan oylarını geçtiğimiz yerel seçimler itibarı ile arttırdığı için seçimin bir numaralı galibidir. Tüm partilerin, buna ilaveten Gülen cemaatinin ve bir kısım medyanın kesin muhalefetine rağmen oylarını arttırması çok önemli bir başarıdır. Bu, önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçimlerin de Ak Parti açısından istendiği gibi geçeceğinin işaretlerini de bünyesinde taşımaktadır. Sonuçlar, Ak Parti’yi ve Erdoğan’ı 2023 vizyonu için cesaretlendirici mahiyettedir.

Ak Parti’nin başarısı, seçmenin millî bir tehlike hissettiği zaman hükümetinin, devletinin yanında kenetlendiğini net bir şekilde göstermektedir. Erdoğan, kendisine, ailesine, yakın çevresine ve partisine karşı yapılan saldırıyı, özünde devletin varlığına, bütünlüğüne, istikbaline yapılmış bir saldırı olarak değerlendirmiş ve bu halk tarafından da tasvip görmüştür. Seçmen, devletin selameti ve lider gördüğü kişinin bir tehlike altında bulunduğu izlenimi oluştuğunda hırsızlık, yolsuzluk, usulsüzlük vs gibi cürüm iddialarını bir kenara bırakma eğiliminde olduğunu göstermiştir.


Seçim kampanyası dönemine bakıldığında, Ak Parti’nin kampanyası tamamen Erdoğan üzerinden yürümüş, sesi kısılıncaya kadar koşturan o olmuştur. Bununla seçmeni mobilize ettiği gibi, parti tabanını da güçlendirip zinde tutmayı başarmış, girdiği her seçimden olduğu gibi bundan da galip çıkmasını bilmiştir.


Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), geçmiş seçim dönemlerine göre daha aktif bir kampanya yürütmesine rağmen beklediği başarıyı elde edememiştir. Hem geçtiğimiz yerel, hem de genel seçimlere göre oyu artmakla birlikte, kendisine ‘güçlü bir ana muhalefet partisi’ dedirtecek sıçramayı gerçekleştirememiştir. Gündeminden eski dönemlerde saplanıp kaldığı laiklik, Kemalizm, kurulu düzenin muhafazası gibi unsurları çıkarmasına rağmen önemli bir oy artışı sağlayamaması, halkla bütünleşme ve güven noktalarındaki soru işaretlerini hala giderememiş olduğu izlenimi vermektedir.


Seçimde sürpriz yapması beklenen Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) de oy artışına rağmen beklediği sıçrayışı yakalayamamıştır. Bunda kanaatimce, Ak Parti – Cemaat çekişmesi arasında kalan oyların kendiliğinden kendisine yöneleceği kanaatinin verdiği rehavetin ve seçime bir hafta kala yoğunlaşan ‘muhalif oyların güçlü partide toplanması’ kampanyasının önemli etkisi olmuştur.


Seçimlerin istediğini fazlasıyla elde eden partisi ise Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) olmuştur. Seçimlerden sonra özerklik ve kantonlar oluşturma hedefiyle kampanya yürüten BDP, tam istediği genişlikte olmasa bile belediye sayısını iki misline çıkartmak suretiyle homojen bir bölge oluşturmayı başarmıştır. Bölgenin ve Türkiye’nin kaderinde, PKK-KCK’nın atmak istediği adımları hangi zaman planına göre atabileceği konusu bundan böyle daha belirleyici bir hale gelecektir.


Bu kısa tahlilde belirtilenlerin, Türkiye’nin ve vatandaşımızın hayatına neler yansıtacağı konusunda kısa bir değerlendirme yapılmak istenirse karşımıza şunlar çıkmaktadır:

Politikada her an her şey olabilir’ kuralını göz ardı etmemekle birlikte, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu seçimlerle birlikte Cumhurbaşkanlığı seçimi ve 2015 genel seçimlerini kazanma yolunda büyük bir adım atmıştır. Partinin bölünmesi, yeni liderlerin piyasaya çıkması, muhalefetin daha etkin hale gelmesi gibi beklenti ve iddialar büyük ölçüde gündem dışı kalmıştır. Bununla birlikte, istediği sonucu alamamış olmasına rağmen bilhassa sol muhalefetin keskin tavrını sürdüreceğini, Türkiye’nin şimdiye kadar olduğu gibi rahat yönetilemeyeceğini tahmin edebiliriz. Başbakan, balkon konuşmasında ‘gerilim stratejisi’ni sürdüreceğinin işaretlerini vermekle birlikte bunu sürekli şekilde ‘paralel yapı’ diye adlandırdığı Gülen cemaatine karşı mı, yoksa gündemin getirdiği şartlara göre yeni hedeflere karşı mı sürdüreceğini de zaman gösterecektir.


Hükümet açısından, seçimlerden önce yaşanan büyük gerilim yerini siyasî söylem yerine ister istemez idarî ve hukukî uygulamalara bırakacak ve bir müddet sonra gündemden düşecektir. Son dönemlerde iyi işaretler vermeyen ekonomiye daha ciddiyetle eğilmek gerektiğinden hareketle, bilhassa iç piyasayı rahatlatıcı ve dış yatırımcının tekrar yönünü Türkiye’ye çevirmesini sağlayan tedbirler bekleyebiliriz. Ayrıca, dünyaya açık bir Türkiye iddiasından hareketle, yeni bir dış politika açılımı hamlesi de hükümetin yeni ajandasında yer alabilir. Türkiye’yi gerilimli seçim atmosferinden bir an önce çıkarmak için Ak Parti’nin genel seçimleri Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle birlikte yapmak istemesi de ihtimal dairesindeki hususlardandır.


CHP’nin yoluna aynı minval üzre devam etse bile, çok kısa bir gelecekte parti içerisinde bir liderlik kavgasının başlayacağını hesaplamaktayız. Ancak bunun genel seçimler sonrasına sarkması daha büyük bir ihtimal olarak görülmektedir. Bir türlü ‘güçlü muhalefet’ profili çizemeyen CHP’nin kısa sürede bu görüntüsünü değiştirmesini beklemek gerçekçi bir beklenti değildir.


Seçimlerden daha iyi bir sonuçla çıkması beklenen MHP’nin, istediği sonucu elde edememesine rağmen herhangi bir iç hesaplaşma veya kadro değişikliğine gideceğini kimse tahmin etmiyor. Rahat bir kampanya dönemi geçirmesine rağmen oylarını arttırmayı yeterli göreceği ve genel seçimlere de aynı anlayışla gideceği kanaatindeyiz.

BDP, seçim sonuçlarından aldığı cesaretle hem Türkiye’yi sarsacak, hem bölgeyi daha da istikrarsız hale getirecek bir ‘otonomi’ çılgınlığına girer mi?’ sorusunun cevabı, önümüzdeki dönemin gündemini belirleyecek ağırlıktadır. Barış süreci, Apo’nun geleceği, KCK’nın ve Kandil’in Türkiye ve bölge siyasetindeki konumu ve rolü, kamuoyunu oldukça meşgul edecektir.


Tek tek ele alındığında herkesin galip geldiğini söylediği seçimlerdeki en kârlı partilerin Ak Parti ve BDP, kazançlı görünseler de iddialarını gerçekleştiremedikleri için mağluplar hanesine yazılacak partilerin ise CHP ve MHP olduğu açıktır.

Siyasî hararetliliğin önümüzdeki seçimlerde de süreceği kuvvetle muhtemel olmakla birlikte temennimiz memlekete huzur ve sükûnun, barış ve kardeşliğin hakim olmasıdır.

Görelim Mevlâ neyler, neylerse güzel eyler.’


Şefik KANTAR

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Magazinavrupa.com
© Copyright 2013 Magazinavrupa.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haberler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Almanya haberleri