Almanya’da İkna Odası Dönemi mi?


Bu makale 2013-11-27 22:13:26 eklenmiştir.
Şefik KANTAR

Almanya’da Hıristiyan Birlik Partileri (CDU-CSU) ile Alman Sosyaldemokrat Partisi (SPD) arasındaki koalisyon görüşmeleri sonuçlandı. Parti tabanlarından gelen itirazların cılız kaldığı süreçte, Angela Merkel’in liderliğini yaptığı Hıristiyan demokratlar izledikleri güçlü strateji ile sosyal demokratları istedikleri çizgiye getirdiler.

Birlik Partileri’nin önünde tek başlarına azınlık hükümet teşkili ve Yeşiller Partisi ile koalisyon kurma imkanları varken, tercihlerini Büyük Koalisyon’dan yana kullandılar ve baştan sona hakim oldukları süreçte istediklerini elde ettiler. 

Başka imkanlar varken kamuoyunun desteğini de alarak Büyük Koalisyon’da ısrar eden Merkel’in bununla ulaşmak istediği üç ana hedef vardı: 1) Federal Meclis’te güçlü bir muhalefet olmasını önlemek, 2) Çıkarılan kanunların sosyal demokratların çoğunlukta olduğu Eyaletler Meclisi’nden dönme ihtimalini ortadan kaldırmak, 3) Almanya’nın Avrupa Birliği’ndeki öncü rolünü pekiştirmek ve  Dünya’da almak istediği yer için gerekli kanuni düzenlemeleri yapacak güçlü bir hükümet kurmak.

Aldığı seçim yenilgisi ile yakın gelecekte iktidar olma ihtimali ortadan kalkan SPD, Merkel’in koalisyon ortaklarını nasıl eritip yok ettiğini hem kendi tecrübesi, hem hür demokratların (FDP) başına gelenlerden bilmesine rağmen oluşan yoğun kamuoyu baskısı nedeniyle hem koalisyona evet dedi, hem de Birlik Partileri’nin isteklerini fazla direnemeden kabul etti.

Medyaya sızan Koalisyon Protokolü, Almanya’nın bilhassa dış politikada önemli adımlar atmak istediğinin işaretlerini veriyor. Almanya, Avrupa Birliği’ndeki rolünü pekiştirmek, NATO’da fonksiyonunu arttırmak istiyor.  ABD’nin Dünya liderliğini vurgularken, dinleme skandallarıyla sarsılan güvenin tazelenmesi için adımlar atılması talep ediliyor. ABD’den diğer önemli bir talep ise, ticari sınırların kaldırılması ve AB’yi etkileyen kota uygulamalarından vaz geçilmesi. Protokolde Rusya ile ilişkilerin geliştirilmesine özel bir önem verileceği belirtiliyor. İslam Dünyası ile münasebetlerin demokrasi ve hürriyetler temelinde sürdürüleceği, İsrail’in vazgeçilmezliği ve Filistin’de iki devletli çözümün hedef olduğu söyleniyor. 

Türkiye ile ilişkilerin önemine değinilirken, SPD’nin tam üyelik iddiasından vaz geçerek CDU’nun imtiyazlı ortaklık teklifini kabul ettiği görülüyor. Koalisyon Protokolü, Türkiye’nin AB üyeliğini ‘Türkiye’nin gerekli şartları yerine getirememesi’ veya ‘AB’nin alamaması’ gibi bir eksende değerlendirerek, ipe kolay un serilir bir pozisyona çekiyor.

Almanya dışına başta asker ve polis, her türden eleman gönderiminin teşvik edileceği ve bunun kutsal bir vazife olduğuna işaret edilirken politik faaliyet yapan Alman vakıflarının vazgeçilmezliğine ve önemine dikkat çekiliyor.

Protokolde, kadınlar, emekliler, çalışanlar, gençler ve çocuklar için yeni avantajlar söz konusu edilmekle birlikte orta sınıfın sırtına önemli yüklerin binebileceğinin de işaretleri veriliyor. Çalışma hayatının şimdiye kadar olduğu gibi, Almanya’nın teknoloji ve ihracatta öncü rolünün muhafaza edilmesine yönelik şekilde tanzim edildiği görülüyor.

Almanya için önemli perspektiflere sahip Koalisyon Protokolü, Türkiye için olduğu kadar Almanya’da yaşayan Türkler ve diğer yabancılar için tam bir hayal kırıklığı. Seçimlerden önce SPD tarafından Seçim Beyannamesi’ne konan ve koalisyon görüşmelerinde de vazgeçilmez olduğu söylenen çifte vatandaşlık konusuna tek kelimeyle bile temas edilmiyor. Alman vatandaşlığı gibi Almanya’da ikamet de Anayasal Alman değerler sistemini kabule göre şekillendiriliyor. Almanya’nın göçmen ihtiyacı vurgulanırken, ülkeye göçmen kabulünün giderek ABD ve benzeri ülkelerde olduğu gibi belli ön şartlara bağlanacağının işaretleri veriliyor. 

‘Uyum öncesi uygulamalar’ ve ‘uyum anlaşması’ gibi dil testi, vicdan testi uygulamalarını çağrıştıran şartlar yanında, her yeni göçmenle mutlaka bir ‘uyum için bilgilendirme konuşması’ yapılmasını öngören ‘ikna odası’ çağrışımı yapan yaklaşımlar da söz konusu. Bu görüşmenin gayesi kişiyi istenilen uyuma ikna etmek ve iyi uyum için gerekli teklif ve hizmetler konusunu karşılıklı görüşmek.

Koalisyon Protokolü’nde, kurulacak hükümetin Türkler ve diğer yabancılar tarafından savunulmasını ve güçlü bir red cephesinin oluşmasını önleyecek epeyce alışılagelmiş güzel söz de yer almakta. Eğitimin öneminden ailelerin desteklenmesine, uyumun karşılıklı bir süreç olduğundan göçmenlerin vazgeçilmezliğine kadar epeyce tanıdık söylem dile getirilmiş. Kamu kuruluşlarında yabancıların istihdamı da bunlar arasında. En dikkat çekenlerinden birisi de yabancı kuruluşların her alanda destekleneceklerinin özellikle ön plana çıkarılması. Bu, politikasız ve çaresiz sivil toplum kuruluşlarımızın daha ‘Almancı’ olmalarını sağlayacak sağlam bir olta.

 

Elbette Türklerin en büyük hayal kırıklığı çifte vatandaşlık konusunda. Son haftalarda bir çok kuruluşumuz ve insanımız bunun gerçekleşeceğine inandırılmıştı. SPD’nin bundan önceki bir çok sözü gibi bu da yalan çıktı. Şimdi pompalanacak bir ümit daha söz konusu: Hükümet Programı. Onu da bekler, onda yaşamamız gereken hayal kırıklığımızı da yaşarız. 50 yıldır alıştık artık.   

Şefik KANTAR

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Magazinavrupa.com
© Copyright 2013 Magazinavrupa.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haberler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Almanya haberleri