Sorması bedava, cevabı bilmem!

Gündeme getirsek konuyu derinleştirip çoğaltan yok, yazmasak kalem durmuyor. İşte böyle garip bir çelişki... Ama biz yine de gönlümüzü dinleyip, aklımıza da danışıp havada duran, daha doğrusu; boş ver, benden olmasıncılığa yenik düşmeden gözümüze takılanları cürümümüz kadar tarihe not düşme saadedinde bizi okuma zahmetinde bulunanlarla paylaşalım. DİTİB’ den girip ATİAD’dan çıkarken, şu meşhur ’’Kayıp’’ afişleriyle ilgili durağa da uğrayıp; CDU NRW Eyalet Milletvekili Serap Güler Hanım’ın yanlış adrese gönderdiği süper populist açıklamalarına dokunacağız. Köşe komşumuz Ziver Ermiş’e mini bir cevabımız olacak. Türkiye’deki değişimlerin Avrupa’daki temsilcileri tarafından da anında görülüp, kavranılıp buna göre davranıldığını görüyoruz. Hani Başbakan medya patronları veya yazarları, muhabirleri fırçalıyor ya, ona benzer çıkışları burada da yaşıyoruz.
Bu makale 20 Haziran 2013, Persembe 22:25:04 eklenmiştir.
KULİS - Ahmet NADİR

Hatırlayanlarınız olacak mı bilmiyorum? Yakın geçmişte bir hariciyecimiz, Almanya’daki gazetecilerimizle ilgili bir tesbitte bulunup, iki muhabir arkadaş ile bir temsilcinin işten ayrılmasına sebep olmuştu. Ne demişti bu muhterem zat ? ’’Türk gazeteciler içinde doğru dürüst soru soran bir kişi yok! Böyle medya mı olur!’’  Bu bir tesbittir, katılmayız ama saygı duyarız. Bir de unutmayalım; gördüğümüz, baktığımız yerle alakalıdır. Ama bu sözün sahibi, o küçümsediği belki istediğini yazmadıkları için aşağıladığı muhabirlerin profesyonel değil, amatör olduklarını, vardiyalı işlerinden önce veya sonra haberdar edildikleri bazan da ısrarla çağrıldıkları mekanlara gidip medyacılık yaptıklarını nasıl unutur? Beyefendinin, bu kendine göre tesbitini kendisini gazetelerinin sayfalarına taşımalarını istediği arkadaşlara söylese başım gözüm üstüne. Beyefendi böyle yapmıyor ama. Doğrudan gazetenin merkezinin zirvesine bir mail ile şikayette bulunuyor. Merkez de amatör taşra muhabirlerine basıyor fırçayı. Hani haberlerin reel telifini verse iş ahlakına mugayyir olmakla birlikte, ‘Adam para veriyor, karşılığında da kaliteli iş ve kurumu adına sıhhatli ilişkiler istiyor’, denilebilir biraz zorlamayla. Esas rahatsızlık duyduğumuz; bu kendilerine doğrudan hakaret edip karne veren, hariciyecilikle hariçten gazel okumayı karıştırmış, bulunduğu etkinliklerin haberlerinde kendi resmini at nalı gibi görmeyince krizlere giren Beyefendi’ye, her badem deyişinde tuzluğu alıp koşturulması, hiçbir şey olmamış gibi davranılması. Aşağılanmak, hakaret edilmekten rahatsız olmamak, psikolojik bir rahatsızlık bildiğim kadar. Meslektaşlarına, ’’Şu kadar yıldır emek verdiğim kurumumdan ayrılmak zorunda kaldım’’ diye son durumu bir cümleyle bildiren medya emekçilerinin bu itildikleri hali gördüğüne inandığımız yazı-çizinin haricinde olmayan hariciyecinin, vicdanından gelen sesi  merak ediyorum doğrusu. Sakın sakın ha, ‘olmayan şeyden ses-mes gelmez’, demeyin... 

 

 

Bir de faaliyetlerinden mevsimlik çalıştığı anlaşılan gazeteciler, televizyoncular, medyacılar dernekleri, gruplarının bu yaşananlar karşısındaki üç maymunları oynamasını da anlayabilmiş değilim. Yoksa herhangi bir tepki gösterdiler, çıkışta bulundular da biz mi kaçırdık? Bu mini, medyacıları dizayn etme olayıyla ilgili elektronik yazışma metinleri elimizde mevcut ve gerektiğinde okuyucularımızla paylaşacağız.

 

 

 

 

 

 

 

Yaşadığımız başka bir komedi daha var, o da; bilhassa konsolosluklardan medya mensublarına bir gün sonraki etkinliklerin davetlerinin gönderilmesi yok mu, gülmekten ölüyorsunuz. Sayın konsolosluk çalışanlarının bu işlerden sorumlu yetkilileri, medya mensuplarını askeri kavram; gerektiği anda kullanılmak ve görevlendirilmek üzere hazır bulundurulan birlik demek olan, hazır kıta mı sanıyor ne? Sayın yetkililer, muhabir arkadaşların, duraklarında müşteri bekleyen taksi şöforları gibi, katılmak için elektronik postalarına konsolosluktan düşecek davetleri beklediklerini düşünüyorlarsa yanılıyorlar.   

 

 

 

 

 

 

 

Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB), geçtiğimiz Ekim ayının 7’sinde olağanüstü Genel Kurulu’nu yaptı. Seçim öncesinde ise bilhassa Köln Merkez Camii inşaatıyla ilgili çok yoğun tartışmalar yaşandı.  Genel Başkanlığa seçilen Prof. Dr. İzzet Er’in katılmadığı seçimlerden sonra DİTİB’ de bir sessizlik başladı ve hala sürüyor. Ulaştığımız bilgilere göre; İzzet Hoca, DİTİB’e gelip yeni makamını bir defa bile olsa henüz görmüş değil. Bir de seçim öncesi yaşanan oldukça hararetli tartışmaların bıçakla kesilmiş gibi durması, bize çok ama çok ilginç geliyor. Ne oldu? Seçim öncesi ihtilaflı meseleler halloldu da biz mi uyuduğumuzdan kaçırdık? Yoksa bu tartışmalar sanalmıydı? Yeni Genel Başkan İzzet Hocayı göreviyle ilgili kutlamak için kendisiyle ne zaman tanışma fırsatımız olacak? DİTİB Sözcülüğü görevine seçilen Dr. Bekir Alboğa Beyin kamuoyunu bu konuyla ilgili yakında bilgilendireceğini ümid ediyorum.

 

 

 

 

 

 

 

Geçtiğimiz günlerde, Almanya Türk İşadamları ve Sanayicileri Derneği (ATİAD),  Düsseldorf  İnterContinental Oteli’nde, ‘İşbirliği, güç birliği ve ortak gelecek’ başlığıyla düzenlediği 20’inci kuruluş yıl dönümü balosunu yaptı. Kendilerini kurucu başkanları Kemal Şahin’in tabiriyle Avrupa’daki Türklerin TÜSİAD’ı olarak gören ATİAD’cıları tebrik ederiz.  Burada sizleri balonun ilerleyen saatlerinde Kemal Şahin ile Prof. Recep Keskin’in assolist Aynur’la coşup kendilerini piste atarak, dansta da kıvraklıklarıyla meşgul edecek değilim.

 

 

 

 

 

 

 

ATİAD Başkanı Sayın Prof. Recep Keskin’den katılımcılarla ilgili mini bir isteğimiz olacak. 20. yıl balosunda Alman tarafından beklediğimiz simaları göremedik. Siyasilerden kimse yoktu. Bürokratlardan da gözümüze çarpan olmadı. Oldukça kalabalık yazılı kutlama mesajları vardı. (Bunu burada yorumlamak istemiyorum) Oysa bu etkinlik bir iki gün içinde organize edilmedi.  Aylar öncesinden belli olan ve davetiyeleri çıkarılan 20. yıl kutlamalarına mahalli, eyalet ve federal bazla IHK’lar gibi mesleki kuruluşlardan bile katılanları aramak behudeydi. İşadamları ve sanayicilerle evli Alman bayanları saymazsak, 250 davetlinin arasında Alman tarafından gelirler dediğimiz simaları neden göremedik acaba? Potansiyel reklam alınacak kişiler olduklarından işadamlarına soru sorulmaz(mış) ama aklımıza takıldı, Keskin Hoca’dan belki cevap alabiliriz diye soralım dedik...

 

 

 

 

                      

 

 

Federal İçişleri Bakanlığı’nın hazırladığı projecilerin dışında kimsenin izah edemediği,  “Kayıp” (Vermisst) afiş kampanyasının Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti (NRW) ayağındaki tartışmalar kızışmış gibi gözüküyor. Hıristiyan Demokrat Birlik Parti (CDU) Eyalet Milletvekili Serap Güler, SPD’li NRW Eyalet İçişleri Bakanı Ralf Jäger’i  sorumluluktan kaçmakla suçlayıp, bu kampanyanın NRW ayağında kartpostalların Köln Mülheim’de dağıtılmasını teklif ettiğini iddia ediyor. Sayın Güler, “Bakan Jäger böylece bir kez daha bakanlığının göçmenlerle ilişkisinde hassas olmadığını gösterdi” diyor. Buradan anlaşılan ise; bu kampanyayı yapan, Serap Hanımın partisi federal CDU Hükümeti değil de, sanki SPD ve NRW Eyalet İçişleri Bakanı Jäger. Diğer, motiflerin Eyalet İçişleri Bakanlıklarına bile 27 Ağustos 2012’den sonra, yani kampanyanın başlatılmasının akabinde gösterildiği gibi detaylara girip konuyu boğmak istemeyiz. İslami kuruluşlara kampanyaya onay verdiklerini iddia eden dostlar, şimdi ne yapacaksınız?   

 

 

Ralf Jäger’in Serap Hanımdan bir ricası da var: ’’Yaptığınız açıklamalarla Keupstrasse sakinlerine, hassas olmayan bu kartpostal aksiyonundan sanki benim bakanlığım sorumluymuş intibaı uyandırdınız. Bunu düzeltmenizi rica ediyorum” diyor. Serap Hanım bu ricaya nasıl bir cevap verecek, ne gibi bir düzeltme yapacak herkes gibi biz de merakla bekliyoruz. Aslında Serap Güler’in burada yaptığı; hedef şaşırtmak, bu gerek federal gerekse eyalet anayasalarına aykırı tüm tepkilere rağmen hayata geçiren Federal İçişleri Bakanı Hans-Peter Friedrich’in mimarı olduğu kampanyayı kendi partisinin ürünü değilmiş gibi davranıp kamuoyunu yanıltmayı denemek. Yani populizm mi desek, yoksa  makyavelizm mi?  Serap Hanım soruları ve eleştirilerini göndereceği adresi şaşırmışa benziyor, esas adres Jäger değil, Berlin’deki Sayın Friedrich’tir. Sayın Güler’in 6 ay gibi bir parlamenterlik döneminde bu kadar derin bir parti taassubu edinmiş olmasını, başkalarını bilmeyiz ama bizler şaşırdık. Serap Hanım haklı soru ve eleştirilerini Eyalet Başkanı Sayın Armin Laschet’ten izin alıp gerçek adresine gönderebilecek mi onu da bekleyip göreceğiz.  

 

 

 

 

 

 

 

Köşe komuşumuz Ziver Ermiş, son ’’Vize muafiyetinde Türk STK'lar proje destekleriyle mi susturuluyor?’’ başlıklı yazısında, Türklerin vize mücadelesindeki haklılıklarındna bahsederek,  Almanya'daki Türk STK'ların neden destek vermediğini konuşurken,  bir dostunun, STK’ların ilgisizliğiyle alakalı, ‘Alman devletinden aldığımız proje destekleri kesilir’ korkusundan olmasın” deyiverdiğini yazıyor. Almanya, proje verdiği ya da sadece projelerden beslediği Türk STK’ları sadece kontrol etmiyor ihtiyaç duyduğunda emir hükmünde tavsiye açıklama metinleriyle toplumun gazını alıyor gazını.

 

 

 

 

 

 

 

Ziver Bey, vizeyle ilgili davanın takibine çok az katılımdan şikayetçi. Çalıştaylara ilgisizlikten yakınıyor. Haklıdır ama bu; ben yaptım oldu mantıklı dernekçiliğin sonucudur. Aslında bu sonuç, suni dernekleriyle kendisini kaf dağında görenlere cevaptır. Kollektif çalışmaların olmazsa olmazı, işin başında istişaredir, fikir, görüş alışverişidir, beraber şekillendirmedir. Çapı ve gücünden bağımsız hangisi olursa olsun hiçbir kuruluş, kendisini oldu bittiyle karşı karşıya bırakan başka bir STK’nın etkinliğini sadece dil ucuyla destekler. Unutmayalım; birşeye karşı olmamak, ona taraf olmak, destek olacak manasına gelmez. Bu böyledir ve bunda şaşılacak bir durum da yoktur. İnanmıyorsanız merkezleri şehrimiz Köln’de olan katılmadıklarından şikayet ettiğimiz STK’ların yetkilileriyle ayaküstü veya telefonla değil, bire bir görüşün size, kendilerini oldu bittiyle karşı karşıya bırakan hiç bir etkinliğe kesinlikle katılmayacaklarını gazeteci olduğunuz için gayet diplomatik bir dille söyleyecektir. Buyrun, vakti hesaba katmaszsanız sorması bedava… (Haberler@live.de)

 

 

 

 

 

 

 

NOT: Önceki yazımızla ilgili iyi dileklerini sunan arkadaşlara bin kat fazlasıyla iade ettiğimi belirteyim.a

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Magazinavrupa.com
© Copyright 2013 Magazinavrupa.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haberler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Almanya haberleri