Almanya’nın 50. Yıl Hediyesi


Bu makale 14 KASIM 2011, Pazartesi 12:00:14 eklenmiştir.
Şefik KANTAR

Normalinde bu günkü yazımızın konusu Köln’deki cami tartışmalarına ilişkin yeni gelişmelere ait olacaktı. Ancak, Zwickau’da meydana gelen bir patlama ve gündemdeki akisleri, Temmuz ayında Norveç’te meydana gelen, Anders Behring Breivik adlı aşırı sağcı teröristin gerçekleştirdiği katliamdan sonra, dikkatlerin Almanya’ya çevrilmesine yol açtı. Yabancılarla, bilhassa Türklerle ilgili görüşleri neo-nazi çevrelerce alkışlanan İçişleri Bakanı Hans-Peter Friedrich bile tehlikenin büyük olduğunu itiraf etmek zorunda kaldı.

Son yaşananlar, Almanya’ya işçi göçünün ellinci yılına ilişkin programlar tüm hızıyla sürerken, hem elli yılda gelinen noktayı daha iyi gösteren hem de geleceğimize ilişkin projeksiyonlarda neleri dikkate almamız gerektiğini açık bir şekilde ortaya koydu: Can güvenliğimiz ne yazık ki garanti altında değil.

2000 – 2006 yılları arasında öldürülen 8 Türk ve 1 Yunanlı büfeci ile, 9 Haziran 2004 tarihinde Köln’de Türklerin yoğun olarak yaşadıkları Keup caddesinde patlatılan ve 22 Türk’ün yaralanmasına sebep olan bombalama hadisesinin iki ana faili bulundukları evi havaya uçurmak suretiyle intihar ettiler, onlara yardımcı olan iki kişi ise bilahare yakalandı.

‘Dönerci cinayetleri’ diye bilinen cinayetler serisine kurban giden 8 Türk vatandaşı ile Türke benzediği için katledildiği açık olan Yunanlı büfeci cinayetleri, bu güne kadar çözülememişti. Bu cinayetler işlenirken Alman medyası sürekli bunların mafia cinayetleri, Türklerin kendi aralarındaki hesaplaşma, pazar kavgası, namus cinayeti vs olduğu yönlendirmesini yaparak, tıpkı Mölln ve Solingen katliamlarındaki karartma taktiklerine başvurmuştu. Bazı Türk gazete ve yazarların katillerin yabancı düşmanı mahfillerde aranması gerektiği yolundaki görüş ve taleplerine kulaklar tıkanmıştı.

Keupstrasse saldırısının ardından da aynı şekilde hareket edilmiş; bombacı sanıkların geride delil bırakmalarına rağmen hadise aydınlatılamamış, dosya kapatılmış idi. Bu saldırı ardından da Alman basın yayın organları mafiadan, Türkler arası hesaplaşmadan, Türk-Kürt çatışmasından bahsederek dikkatleri başka taraflara çevirmeye çalışmıştı.

Havaya uçan Zwickau kentindeki evde ele geçen cephanelikte büfeci katliamında kullanılan silah yanında, katillerin itiraflarını içeren kayıtlar, katledilen kişilere ait çekimler, Keupstrasse’de patlatılan bombaya ait video görüntüleri ile ‘Nasyonal Sosyalist Yeraltı Grubu’ adlı gizli neo-nazi kuruluşuna ait örgütsel dokümanlar ele geçirilince hadisenin üzerindeki sır perdesi biraz olsun kalktı. Bakalım yeniden açılacak dosyalarda nelerle karşılaşacağız? Hadiseler tamamen aydınlatılacak mı, yoksa işin (Solingen’deki gibi) derin devlet unsurlarına dayandığı tesbit edilip daha ileriye gidilmeden hal yoluna mı sokulacak?

Tabii bunlar yanında başka bir tesadüfün(!) 9 insanımızın yakıldığı ve dosyası rafa kaldırılan Ludwigshafen yangınının faillerini de ortaya çıkarmasını beklemekteyiz.

Şefik KANTAR

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Magazinavrupa.com
© Copyright 2013 Magazinavrupa.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haberler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Almanya haberleri