Kontrol Edilemez Kaos


Bu makale 08 KASIM 2011, SALI 21:35:11 eklenmiştir.
Şefik KANTAR

Köln’de yapımı süren camiyle ilgili süreç, Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’(DİTİB)nin mimar Paul Böhm ile yollarını ayırması ile yeni bir safhaya girdi. Korkumuz, bu yeni safhanın hiç de hoşumuza gitmeyecek gelişmelere yol açabileceği ihtimalidir. DİTİB’in konu ile alakalı yaptığı açıklama, Böhm’ün buna verdiği cevap ve ardından kamuoyunda estirilen havaya bakınca endişemizin haklılığını kolayca görmek ve anlamak mümkündür.

Öncelikle şunu belirtmem gerekir ki biz, cami inşası konusunda tarafız; talebimiz, caminin bir an önce bitirilerek Müslümanların ibadetine açılması, hizmete sokulmasıdır. Ancak bu taraf oluşumuz, şimdiye kadar sürekli izlediğimiz tutumda görüleceği gibi, bir anlaşmazlıkta haklı ile haksızı, bir hadisede doğru ile yanlışı birbirinden ayırmamıza mani değildir.

Bu günlerde çeşitli etkinliklerle gurbete gidişlerinin ellinci yılını kutlayan Türkler için Köln’de inşası süren cami, yılların çabasının ürünü olup, özel bir anlama sahiptir. Çeşitli bahanelerle talepler yıllarca ertelendikten sonra yapım müsaadesi ‘şartlı’ olarak verilmiştir. Kamuoyu oluşturmak suretiyle dayatılan bu şartların en dikkat çekenleri; arzu edilen büyüklükte olmaması, minarelerin kısa tutulması, kullanım alanlarında ibadete ayrılan kısımların küçük tutulması, cami kompleksinde yapılacak çalışmalarda temel esasın dini ihtiyaçların karşılanmasından ziyade ‘uyum’ odaklı oluşu idi.

Dikkat çeken diğer önemli bir ön şart ise, mimari açıdan caminin ‘klasik Türk-İslam mimarisini çağrıştırmaması’ idi. Bu nedenle, değişik bazı teklifler, seçici kurul tarafından sırf klasik mimari tipte olduklarından elendiler. Klasik görünümün dışındaki projelerden mimar P. Böhm’ün projesi uygun görüldü. Böhm ailesi dünya çapında ünlü bir mimar ailesi olup klasik ve modern bir hayli projeye imza atmasıyla bilinmektedir. Seçilen proje, Müslümanların hoşuna gitmese de, işin ünlü bir mimar tarafından yürütülmesinin doğuracağı avantajlar hesaba katılarak itirazlar sineye çekildi.

Hakikaten, P. Böhm’ün isminin birçok kapıyı açtığı, Alman kamuoyunun ve kent yöneticilerinin, odaların desteğinin alındığı, direnişlerin kırıldığı görüldü. Ancak, projenin ilk halinden son haline gelinceye kadar sürekli değiştirildiği de bir gerçek. Bu değişim kendisini, görsellik yanında en belirgin şekilde caminin maliyet hesaplarında gösterdi. Başlangıçta 12-13 milyon euro mesabesinde konuşulan maliyet bir ara 37 milyona kadar yükseldi, daha sonra 25 milyon seviyesine çekildi.

Tüm süreçlerde inisiyatif sürekli Almanların elinde oldu. DİTİB yönetimleri, halkı ısrarla dışarıda tuttular, onları sadece gerekli parayı verecek ve cami karşıtları gösteri yaptığında onlara karşı çıkacak bir kitle şeklinde gördüler. Cemaat ise, sırf ‘bir camimiz olsun da nasıl olursa olsun’ anlayışı ile her şeyi sabırla karşıladı. 8 Kasım 2009 tarihinde cami temelinin büyük bir törenle atılması Müslümanlar arasında, ‘artık dönüş olmaz, camimiz yapılacak’ sevincine yol açtı.

Türkiye’den ve Almanya’dan önemli ölçüde yüksek düzeyde protokol katılımıyla atılan temelde, caminin iki yılda bitirileceği ilan edilmişti. Hakikaten ihale süreci ve işe başlama süreci hızlı gelişmiş, insanlarımız arasında dalga dalga sevinç yayılmıştı. Ancak, inşaatın başlangıcından birkaç ay sonra DİTİB’de bir yönetim boşluğu, ardından da yönetim kargaşası yaşanmaya başladı. Görev süresi biten Sadi Arslan’ın yerine Prof. Dr. Ali Dere’nin müşavir olarak Almanya’ya gelmesi kararlaştırılmış, ancak A. Dere uzun bir süre göreve başlamamıştı. Bu dönemde S. Arslan bir anlamda - politikacıların sıkça kullandıkları deyimdeki gibi - topal ördek olarak görev sürdürmeye çalışmıştır.

Prof. Dr. Ali Dere’nin 2010 Ağustos ayında müşavirlik görevine başlaması da işi halletmeye yetmemiş, Alman makamlarının çıkardıkları güçlükler nedeniyle, geleneksel olarak DİTİB başkanlığına da gelmesi gerekirken bu gerçekleşememiş, başkanlığı Haziran 2011’e kadar Ankara’ya dönen Sadi Arslan, fakat işleri genel başkan yardımcısı sıfatıyla Prof. Dere yürütmüştür. 9 Kasım 2009’da gerçekleştirilen Genel Kurul’da yönetim Kurulu’na seçilen Prof. Dere, görevi yaklaşık 8 ay sonra devraldı.  

DİTİB’deki yeni yönetim teşkili ve yeni bir anlayışın yerleştirilmesine yönelik çalışmalar ile bunlara gösterilen tepkiler, 1984’ten beri hizmet veren DİTİB’in, tarihinde görülmeyen bir kaosa sürüklenmesine yol açtı. Görevden almalar, işten çıkarma tehditleri, herkesin birbirinden çekindiği ve herkesin birbirinin açığını aradığı ve gammazladığı çalışma ortamı, yıllardır sürdürülen faaliyetlerin sonlandırılacağına dair söylentiler, DİTİB’e hiç emek vermemiş, DİTİB’i tanımayan ve tanınmayan kişilerin büyük yetkilerle istihdamı gibi hususlar, huzurlu ve verimli çalışmayı engeller boyutlara ulaşmıştır.

Benzer sıkıntılar şubelerle de yaşanmaya başlanmış, yıllarca hizmet veren kişilere ihraç, camiye giriş yasağı gibi cezalar verilmiştir. Medya ilişkilerindeki kopukluklar ise fısıltı gazeteciliğinin etkisini arttırmış, doğrular ve yanlışlar birbirine karışmıştır. Tabii böylesine kaotik bir ortamda, yeni yönetimin düşündüğü, planladığı projeleri hayata geçirmesi de mümkün olamamıştır. Bu manzaradan cami projesi de etkilenmiş, bilhassa bu işle ilgili kimselerin görevden alınarak yeni kişilerin tayini, mimarlık bürosu ve inşaat firmalarıyla ilişkilerin silbaştan ele alınmasını gerektirmiş, vakit kaybına ve ‘iltimas’ söylentilerine yol açmıştır. Buna paralel, cami maliyetinin nasıl karşılanacağı ve inşaatın yürütülmesi, kalitesi konularında şüpheler doğmuştur. Bilhassa bir yıl ara ile DİTİB merkezinde, hem de aynı yönetim döneminde iki soygun yaşanması ve faillerin yakalanamaması, ilk soygundan sonra hırsızlığa karşı alarm, kamera ve benzeri önlemlerin alınmamış olması, insanlarımızın yardım azimlerini kırmış; Alman medyasının sürekli işlediği ‘caminin bitmesi için gerekli para yok’ ve ‘cami banka kredisiyle mi tamamlanacak’ tezleri kafaları karıştırmıştır. Zaten, cami projesinin ilk gününden bu yana tartışılan konuların başında da kredi geliyor idi.

Alman tarafının başlangıçtan itibaren Prof. Dr. Ali Dere’ye karşı takındığı menfi tutum, mimarın uzun zamandır para alamaması gerçeğiyle birleşmiş ve yolların ayrılması noktasına gelinmiştir. Aslında aylar önce, DİTİB tarafından bir bilirkişi tayin edilmesi, bu gelişmenin habercisi idi ve üzücüdür ki, içinde bir hayli spekülasyonu taşıyan bir noktaya gelinmişti. Yolların ayrılmasının ardından, 27 Ekim`de DITIB yetkililerince düzenlenen garip Basın Toplantısı ise kafaların daha da karışmasından başka bir ise yaramadı.   

Almanya-Türkiye arasında sürekli işleyen asıllı asılsız iddialarla yüklü ‘ihbar hatları’ ve medyanın çekmecelerini doldurmaya başlayan dosyalar bu spekülasyonların giderek saatli bombaya dönüşmesine yol açabilir. Cami meselesi inşallah böylesine bir felaketin işaret fişeği değildir. 

Kısa bir süre içerisinde Köln Büyük Şehir ve caminin bulunduğu Ehrenfeld Belediyesi’nin ve Danışma Kurulu’nun (Beirat) çabaları bir sonuç verir mi, bu günden kestirmek mümkün değil. Ancak ne olursa olsun, gelecekteki günlerin çetin geçeceğini söylemek kehanet olmayacaktır. Aslında olabilecekler, son birkaç günde Alman yetkili ve ilgililerin yaptığı açıklamalara, Almanca gazetelerin haber ve yorumlarına bakıldığında kendisini hissettirmektedir. Kendince haklı gerekçelere de dayansa, güçlü bir partner ile yollarını ayıran DİTİB, belediye, siyasi partiler, kiliseler gibi cami yapımına destek verenleri de kaybetmek tehlikesi ile karşı karşıyadır.

Bu durumda, birkaç ayda bitmesi gereken caminin hizmete girmesi, korkarım yılları bulacaktır. DİTİB’de bunun bir sorumlusu olacak mıdır, onu bilemiyorum.

Şefik KANTAR

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 1 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Magazinavrupa.com
© Copyright 2013 Magazinavrupa.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haberler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Almanya haberleri