Alman sinemasının yükselen Türk yıldızı

Alman sinemasının yükselen Türk yıldızı Seren Şahin geçtiğimiz yıl "In The Gallery" filmiyle ve Steven Spielberg'ün göz hapsinde olduğuna dair haberlerle gündeme gelmişti.
Bu haber 2015-03-06 23:16:39 eklenmiştir.

Eylül 2015'de Los Angeles'e gitmeye hazırlanan Seren Şahin bu aralar Stefan Murr ve Martin Walch ile birlikte oynadığı "Still Life" adlı filmin heyecanını yaşıyor.


"Still Life" 2014/2015 Almanya yapımı ve kara mizah türünde olan bir film. Kai Sitter'in yönettiği filmin cekimleri Bavyera eyaletinin çeşitli mekanlarında yapıldı. Film bir iş adamın internet üzerinden tanıştığı kişiyle buluşmasını ele alıyor. Filmdeki ana karakterin caresizliği ve mutsuzluğu göze çarpıyor. Yeni bir başlangıca geri dönmeye hazır hissetmiş bir bünyeye sahip olan bu karakterin yer aldığı film oldukça dikkat çekmeye başladı. Film'in ilk gösterimi Mayıs 2015'de Romanya'da, İtalya'da ve Kanada'nın önemli film festivallerinde gercekleşecek.


Filmin dağıtımıyla "aug&ohr medien" ilgileniyor. "Still Life" böylelikle gecen yıl Oscar'a layık görülen film "Nocebo" ile birlikte ajansın film kataloğunda yer almayı başardı.


Filmin yönetmeni Kai Sitter 1987 yılında Münih’de doğdu ve Münih Ludwig-Maximilians Üniversitesinde Sanat Tarihi ve Film bölümünde eğitimi alıyor. 16 yaşından bu yana çeşitli kısa metraj filmlerin yönetmenliğini yapan Sitter Türkiye’ye olan hayranlığıyla biliniyor. Son üç projesinde, Türkiye’ye ve Türk kültürüne ağırlık veren yönetmenin Clash adli kısa filmi 2012 Münih Film Festivali’nde “En iyi film” ödülüne layık görülmüştü. İstanbul, Samsun, Edirne ve Bursa’daki gençlik kültürünü ele alan Her Şey Açık adli belgeselin ardından Sitter, Ağustos 2013 tarihinde, Wolf-Peter Arand’ın senaryosundan yola çıkarak İn The Gallery filmini çekti. Filmin kadrosunda Nadia Hilker. Hilker, Ilona Grandke, Barbara Dussler, Felix Strobel ve Türk oyuncu Seren Şahin yer aldı.


 

Seren Şahin 1989 Münih doğumlu olan Şahin, 15 yaşında oyunculuğa başladı. Almanya’da geleceği parlak ve yetenekli bir oyuncu olarak nitelendirilen Şahin, Sitter’in önceki projelerinde de yer almıştı.


Türk sineması hakkındaki düşüncelerini anlatan Seren Şahin şunları söyledi: "Türk sinemasinin son yillarda gösterdigi gelisme, yurt disinda da prestij kazandirdi. Bir cok uluslararasi filmfestivallerinde ülkemizin insanlarinin cektigi filmlerin sayisi gittikce artiyor ve bu beni onurlandiriyor. Zaten türk sinemasini cocuklugumdan beri cok severim ve hayatimda önemli bir yer edinmistir. Münir Özkul, Kemal Sunal, Yilmaz Güney, Adile Nasit, Sener Sen, Sadri Alisik gibi büyük üstatlarimizi izlemekten her zaman büyük bir keyif duymusumdur. Fakat Yesilcam‘in yavas yavas yapraklari solan ve dökülen bir agac oldugunu görmek beni üzüyor. Ekranlarda gördügümüz bir cok dizide cok az Yesilcamli ve onlarin bir cok yerde perisan ve onlara yakismayacak bicimde öldüklerini görüyorum. Sahsen onlari ekranlarda daha cok görmek hatta onlarla birlikte oynamak isterim; ayrica genc nesil oyuncularin onlardan oyunculuk hakkinda cok sey ögrenebileceginide düsünüyorum"


Yurtdışında bir ürk sanatçı olmayı da anlatan Şahin, sözlerine şöyle devam etti: "Alman sinema sektörüne bir ''yabanci'' olarak girebilmek, - kalici olmak gercekten zor diyebilirim. Hollywood'da bir afro amerikali kolaylikla bir beyaz tenli amerikali yerine oynayabiliyor, insanlar artik bunu yadirgamiyor, yada oyuncunun ten rengini, uyrugunu sorgulamiyor. Türklerimizin kusaklardir Almanya'da yasamasina ragmen, Alman televizionunda bir türk asilli oyuncunun bir almani canlandirdigini göremezsiniz. Zaten genelde türklerimize tipik yabanci, yada gangster rolleri verilir. Simdiye kadar bu örneklerden uzak bas rollerde oynayabildigime minnettarim. ''Clash'' de mesela dis görünüm olarak bir türkü canlandiriyorum, ama ne dövüs, nede kavga sahnesi var; daha cok entellektüel, edebiyattan anlayan bir türk gencini oynadim. ''Üc'' filmimde de Almanya kültürüne entegre olmus, bilgili ve sosyal calismasini engelliler yurdunda yapan ve iki engelli arkadasini Türkiye/ Istanbul'a götüren bir türk gencin karakterine büründüm. Ama sunu da diyebilirim, burada dogmus bir türk olarak, Türkiye'de de bir nevi ''yabanci'' olarak nitelendirildigime inaniyorum. Sinema benim icin en ideal kacis noktasi. Her iki ülkedeki yapilan calismalari seviyorum. Dogu ve bati kültürlerin, uyumlu bir sinema calismasi icersinde bütünlesebilecegini de düsünüyorum; belki ilerde böyle bir projede yer alma firsatim olur; örnegin Fatih Akin‘in bir calismasinda."

ETİKETLER :
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer Magazin haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Magazinavrupa.com
© Copyright 2013 Magazinavrupa.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haberler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Almanya haberleri