Bir kaç hafta önce, ömrünü Yûnus Emre, Niyazi-i Mısri, Ahmed Yesevi, Şaba-i Veli yani Klasık Türk Edebiyatı ve hasseten Türk Tasavvuf Edebiyatına adamış Mustafa Tatçı hocadan kısa bir mesaj geldi. Hoca o kısa mesajında, 2021 yılının UNESCO tarafından Yûnus Emre yılı olarak ilan edileceǧini belirtiyor. Ve imkan varsa, Hollandaca küçük bir kitap hazırlayıp Yûnus Emre’nin şiirlerini yayınlayalım teklifinde bulunuyor.

Mustafa Tatçı hocanın sosyal medya sayfasını takip edenler onun sayfasının bir Yûnus Emre okulu olduǧunu göreceklerdir elbette. Hoca tabiri caizse gece gündüz Yûnus’u anlatıyor. Özellikle gençlere hitap eden hoca, Yûnus’un günümüzde yeterince anlaşılmadıǧını dile getiriyor sık sık.“Biliyor musunuz? Yediyüz senedir Yûnus Emre izinden giden en az iki bin mutasavvuf şair yetişti” diyen Mustafa hoca, “Osmanlı aydını maalesef Yûnus’un kullandıǧı halk dilini benimsememiştir” tespitini yapıyor. Ve Yûnus’un asrımızın başlarında yeniden ele alınması ve günümüze aktarılması yani Yûnus’un yeniden keşfedilmesini ısrarla teklif ediyor.

2021 yılı, Unesco’ya Yûnus Emre’nin 700’üncü vuslat yılı olması münasebetiyle, 2021’in Yûnus Emre yılı ilan edilmesi teklifi yapılmış. Hatırlanacaǧı üzere 1991 yılı da Unesco tarafından Yûnus Emre yılı ilan edilmiş ve bu çerçevede Türkiye ve bir çok ülkede Yûnus Emre faaliyetleri yapılmıştı. 2021 yılında da bir çok etkinlik ve proje hayata geçirilecek elbette.

Mustafa Tatçı hocaya göre 2021 senesindeki faaliyetler önceki faaliyetlerden farklı olmalıdır. Hoca: “Dijital hayatın çok geliştiği bir ortamda, Yûnus düşüncesini çağdaş bir anlatımla dünyaya mal etmenin yollarına bakmak lâzımdır. Bunlar neler olabilir. Tabiatıyla önce Dîvânın ve Risaletü’n-Nushiyye’nin mükemmel baskıları yapılmalıdır. Her seviyeden insana hitap eden kitaplar. Sonra bu kitapları her eve sokmalı, “her eve bir Yûnus, her genç bir Yûnus” denilerek yurtiçi ve dışında Yûnus’u anlatan sevdiren seminerler yapılmalıdır” diyor.

Tatçı hoca, “Yûnus düşüncesini dünyaya mal etmek lâzım” diyor. Peki neden sorusuna ise şu cevabı veriyor: “İnsanların gönül huzuru için buna ihtiyaç var. Davâsı olanın manâsı olmaz. Manâsı olanın davâsı olmaz. Burada davâ cedelleşmek demektir. Manâ yani hakikat anlaşılınca insanlık cedelleşmekten vazgeçer. Yazdık çizdik, televizyon programlarında söyledik. Türkiye’nin çok acele bir tercüme bürosuna ihtiyacı var. Bunun en doğrusu “Yûnus Emre Enstitüsü” bünyesinde olmasıdır. Geçmişte MEB’ında böyle bir büro vardı ve Hasan Âlî Yücel zamanında onlarca tercüme kazandırıldı dilimize. Biz şimdi bunun tersini yapmalıyız. Kendi klasiklerimizi dünya dillerine aktarmalı ve büyük bir hamle başlatmalıyız”.

“Biz bugün kültürümüzle dünyada yokuz” yorumundan sonra, Türklerin yeniden, ama bu sefer, tercüme faaliyetiyle yani Müslüman Türk fikirlerinin ürettiǧi aşk ve irfan deǧerleriyle dünya insanlıǧının vicdanı olmalıyız diyen Tatçı hoca, bu işe Yûnus Emre Külliyatını tercüme etmekle başlanmalı teklifini yapıyor. Sonrası“Kutatgu Bilig, Hacı Bektaş-ı Velî, Akşemseddin, Niyâzî-i Mısrî, Osman Kemâlî” ve diǧerleriyle gelir diyen Tatçı hoca “insanı insan yetiştirir” diyor. Hocaya göre insan yetiştiren kaynakların ihyası bugün nasıl olacaksa öyle yapılmalıdır.

Evet. 2021 yılı Yûnus Emre yılı ilan edildi. Güzel. Kültür ve medeniyetimiz adına övünç kaynağı. Hele bölgemizin ve insanlığın huzura susadığı bir dönemde. Vesile olanları tebrik ediyoruz. Dolayısıyla 2021 yılı, Yûnus’u ve düşüncesini anlamak için müthiş bir fırsat. Özellikle insanlığa mesajı olan Türk aydını yani bu millet ve insanlık için derdi olanların Yûnus’u yeniden düşünmesi için önemli bir yıl olacak 2021. Ancak! Evvela, Yunus Emre ontolojisinin anlaşılması ve tabiiki güncelleştirilmesi gerekmektedir.

Veyis Güngör