İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG) Kadınlar Teşkilatı Başkanı Aynur Handan Yazıcı ve IGMG Kadınlar Gençlik Teşkilatı Başkanı Meryem Saral; başörtülü olduğu için önce hakaret edilen daha sonra da, 1 Temmuz 2009 tarihinde, mahkeme ortasında 16 bıçak darbesiyle öldürülen Mısırlı Müslüman Merve el-Şerbini’nin katledilişinin 10. yılında açıklamalarda bulundular.

Yazıcı ve Saral’ın ortak açıklamaları şu şekilde:

“Başörtüsü takan kadınların günlük hayatlarında yaşamış oldukları endişede artış olduğuna, artık sokağa çıktıklarında saldırıya uğramaktan daha çok çekindiklerine şahit oluyoruz. Merve el-Şerbini’nin katledilişi üzerinden 10 yıl geçmişken bugün böyle bir tablo ile karşılaşıyor olmak oldukça üzücü ve acı verici.

Başörtülü kadınların tek başlarına sokağa çıkmaya artık çekinir hâle geldiklerine şahit oluyoruz. Artık iyice yaygınlaşan İslam düşmanı saldırılara muhatap olma endişesi bilhassa başörtülü kadınlarda giderek artmaktadır. Teşkilat olarak bizlere sokak ortasında fiziki ve sözlü saldırıya uğrayan kadınların haberleri ulaşmaktadır.

Saldırganlar ise giderek daha kendinden emin, daha çekincesiz, başkaları tarafından izlenip izlenmediklerini umursamaksızın hareket etmektedirler. İslam düşmanı saldırılarda eşik gittikçe aşağıya düşmekte, saldırganlar matah bir şey yapıyor gibi bunu etrafa duyurmaktan çekinmemekte, hatta bazı bölgelerde bu eylemlerine destekçi dahi bulmaktadırlar. Bunlar tahammül edilmesi mümkün olmayan durumlardır.

Saldırganların çoğu, başörtüsü yasağı tartışmaları sebebiyle kamuoyuna yansıyan olumsuz tablodan etkilenmektedir. Bununla birlikte yasama organı da yürürlüğe koyduğu başörtüsü yasakları ile kötü örnek teşkil etmektedir. Toplumumuza bariz bir şekilde olumsuz yansıması olan bu hatadan dönülmesini talep ediyoruz.

Merve el-Şerbini’nin katledilişinin 10. yıl dönümünde bu saydığımız hususları bugün hâlâ zikrediyor oluşumuz çok acı ve hüzün vericidir. Merve el-Şerbini cinayeti buz dağının yalnızca görünen kısmıdır. Bu meşum cinayet, nefret ve kışkırtma dilinin nelere sebebiyet verebileceğini göstermesi açısından manidardır. 1 Temmuz tarihi hafızalarımıza bir daha asla silinmeyecek şekilde kazınmıştır.

Bu tarih aynı zamanda, kimden kaynaklandığı fark etmeksizin aşırıcılığın ve şiddetin her türlüsüne karşı durmamız gerektiğini göstermesi açısından önem taşımaktadır. Hepimizin bilmesi gerekir ki, ırkçı motivasyonlarla yapılan saldırılar yalnızca saldırının muhatabını değil, aynı zamanda toplumun tamamını, birlikte yaşama kültürümüzü, çoğulcu yapımızı ve anayasamızı hedef almaktadır. Buna müsaade etmememiz gerekir. Almanya bizim de vatanımızdır. Kimsenin bizi vatanımızdan alıkoymasına müsaade etmeyiz. IGMG Kadınlar Teşkilatı ve Kadınlar Gençlik Teşkilatı bu çerçevede ayrıca 28 Eylül tarihinde Avrupa genelinde bir aksiyon gerçekleştirerek sokaklara inecek, çeşitliliği ve çoğulculuğu destekleme çağrısında bulunacak. Amacımız insanları daha duyarlı hâle getirmek, etnik ve dinî azınlıklara yönelik dışlama ve ayrımcılığın toplum için ne gibi olumsuz sonuçlar doğurduğu hakkında bilinçlendirmek. Bu vesile ile, bizlere bu hususlarda desteklerini esirgemeyen insanlara teşekkürlerimizi sunuyoruz. Şükürler olsun ki sayıları hiç de az değil.”